31 TEMMUZ 2010
İSTANBUL, 14:34
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
   
İSRA VE Mİ’RAC HADİSELERİ BEDENLE Mİ GERÇEKLEŞTİ?
HADİSELERDE GÖZDEN KAÇAN NOKTA: ARAP GELENEĞİNDE RÜYA
 
Arapçada merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarına gelen Mi’rac İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayına verilen addır. Bazı ayetlerin İsra olayını anlattığında ittifak vardır. Mi'rac’ın ise kesin olarak Kur’an’da anlatılıp anlatılmadığı ihtilaflıdır. Fakat hadisi şeriflerde anlatılmaktadır ve gerçekleştiği de tarihi olarak sabittir. İslami kaynaklarda Mi‘rac ve İsra olayı özetle şu şekilde anlatılmaktadır:
 
“Yüce Allah son peygambere, kendisini destekleyen yakınlarının vefatı ve Tâifliler’in eziyetlerinin ardından, mânevî âlemlere seyahat etme mazhariyetini lütfetti. Bir gece Hz. Peygamber Cebrâil eşliğinde Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürüldü; oradan da yine Cebrail ile birlikte Sidretü’l-müntehâ adı verilen yüce makama yükseltildi. Bundan sonra Hz. Peygamber zaman ve mekân söz konusu olmaksızın Yüce Allah’ın huzuruna çıkartıldı. Bu mucize ile İslâm’ın, on yıldan beri mahsur kaldığı Mekke şehrinden çıkıp uzak mekânlara ve ülkelere yayılacağının işareti verilmekteydi. Çünkü Rasûl-i Ekrem bu manevî seyahatinde, kendi döneminde ve bugün mensupları bulunan veya bulunmayan diğer semavî dinlerin peygamberlerine imamlık yaparak namaz kıldırmıştı. “İsrâ ve mi‘rac” diye isimlendirilen seyahatin Mescid i Harâm’dan Mescid i Aksâ’ya kadar olan birinci kısmı (isrâ) bu adla nâzil olan on yedinci sûrenin ilk âyeti, mi‘rac ise Necm sûresinin ilk âyetleri (53/1-18), ayrıca birçok hadis rivayetiyle sabittir. Mi‘rac hadisesinin hicretten bir yıl önce Recep ayının 27. gecesi gerçekleştiği kabul edilmektedir.
 
Mi‘rac, Hz. Peygamber’in maneviyatını yükseltmiş, mü’minlerin imanını kuvvetlendirmiş, müşriklerin ise düşmanlıklarını arttırmıştır. Hz. Peygamber bu olayı Mekkeliler’e anlattığı zaman onlar gerçek dışı bulup inkâr etmişler, Hz. Peygamber’e Kudüs ve Mekke’ye dönmekte olan bir kervanın yeri hakkında sorular sorup doğru cevap almalarına rağmen inkârlarını sürdürmüşlerdir. Müşrikler alaylı bir şekilde olayı Hz. Ebû Bekir’e de anlatıp onu zor durumda bırakmak istemişlerse de o: “Bu söylediklerinizi Muhammed mi anlatıyor? O söylüyorsa doğrudur” diyerek tasdik etmiş ve böylece “Sıddîk” lakabını almıştır. Bu gece beş vakit namaz farz kılınmış, Bakara sûresinin son âyetleri (el-Bakara 2/285-286) indirilmiş, Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir. Bu gece ile ilgili olan İsrâ sûresinde de İslâm’ın bazı hususlardaki temel yaklaşımını gösteren emirler sunulmuştur.”(www.sonpeygamber.info; ayrıca bkz. Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, I/120-148.)
 
İsra ve Mi'rac olayının gerçekliğinde tüm Müslümanların birleştiğini ifade etmiştik. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Mi'rac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mi'rac'ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların çoğunluğuna göre Mi'rac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. Bazı bilginlerle mutasavvıfların büyük çoğunluğuna göre ise uyanık durumda iken ama yalnız ruhla gerçekleşmiştir.(Bkz. Şamil İslam Ansiklopedisi)
 
Miracın keyfiyetiyle ilgili görüş belirtenler bu görüşlerinin haklılığını ispatlamak için deliller sunmuşlardır. Biz bu yazımızda görüş sahiplerinin delillerini ayrıntılı olarak zikretmeyeceğiz.
 
Rüya ile gerçekleştiğini söyleyenlere itiraz edenler, böylesi bir yüce olayın rüya gibi basit bir duruma indirilmesinin yanlışlığı üzerinde dururlar. Onlara göre eğer Mi'rac rüyada gerçekleşmiş olsaydı müşrikler Mi'rac sonrasında Peygamberimize aşırı şekilde tepki göstermezlerdi. İşte biz bu noktada rüya için geliştirilen olumsuz tavra karşı, karşı bir görüşün üzerinde duracağız.
 
Miracın rüya ile olduğunu söyleyenler Hz Aişe’nin bu yöndeki kanaatini delil olarak gösterirler. Hamidullah’ın İbn İshak’tan nakline göre Rasulullah’ın zevcesi Aişe, Mi'rac’ın uykuda cereyan ettiğini beyan etmiştir. Hz. Aişe bu “uykuda” sözü üzerinde ısrarla durarak şöyle der: “Onun bedeni asla gözden kaybolmadı, fakat onun ruhu nakledildi.” Hamidullah, İbn Kayyim’den naklen Hasanî Basrî’nin de aynı görüşü taşıdığını ifade eder. (Hamidullah, s.142-143)
 
Miracın uyanıklık halinde bedenen ve ruhen olduğunu söyleyenlerin rüya ile gerçekleştiğini söyleyenlere böylesi bir olayın rüya ile gerçekleşmiş olması durumunda müşriklerin tepkilerin aşırı olmayacağını delil olarak sunduklarını yukarıda ifade etmiştik. Onların böyle bir delil sunmalarında rüyaya bakışlarının etkisinin olduğunu ifade etmek isteriz. İlk bakışta böylesi bir itiraz haklı gibi gözükebilir. Zira böylesi bir yaklaşımda rüyaları kuru hayaller yığını görme anlayışı vardır. Acaba o dönem Arapları da mı rüyaya bu şekilde yaklaşıyorlardı? Böyle ise itirazlara karşı söylenecek söz olamazdı. Yok, eğer onların rüyaya bakışı bu şekilde değilse yapılan itirazlar havada kalacaktır. Aynı zamanda Dücane Cündioğlu’nun ifade ettiği gibi anlamsız da olacaktır.
 
Cündioğlu’na göre kadim Arap geleneğinde rüyaların ayrı bir önemi vardır. Onlar rüyaları “gerçek tecrübeler” gibi algılamaktadırlar. Hele hele bir rüya peygamber tarafından görülmüş ise durum daha da bir ciddiyet arz etmektedir. Cündioğlu, W.Watt’ın Arapların rüyaları gerçek tecrübeler olarak gördüklerini de aktarır.(Dücane Cündioğlu, Söz’ün Özü, s.129-130.)
 
Peygamberlik ve vahiy açısından rüyaların önemi haiz bir noktadır. Biz burada peygamberimize ilk vahyin gelişi üzerinde durmak istiyoruz. Buhari ve Müslim’de geçen bir rivayette -Hz Aişe’nin ifadesine göre- peygamberimize gelen ilk vahiy “uykuda sadık rüya şeklinde” gelmiştir.(Buhari, Bed’ül-Vahy:1.; Müslim, İman:252.) Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etmesinin istenmesi de bilindiği gibi rüyada gerçekleşmiştir. Böyle olmasına rağmen O, bir tereddüt göstermemiş ve emri yerine getirmede kayıtsız kalmamıştır.
 
Muhammed Hamidullah, rüya olayına müşriklerin karşı çıkmadıklarını ifade eder. Müşriklerin karşı çıktıkları nokta Allah’ın böylesi yüce olayla kulu Muhammed’i şereflendirmesidir. Hamidullah söyle söyler:
 
“Bu  semavi seyahatle ilgili olarak bizzat Kur’an’ı Kerimde yer alan bir ayet bunu bir görüntü(rüya) olarak tavsif etmektedir. Ayet şöyledir: ‘Biz sana öyle bir Rüya gösterdik ki bu insanlar için muhakkak ki bir fitne(karışıklık hali ) olacaktır.’ …Bu noktada Taberi ve Razi farklı düşünmektedirler; onlar mealen şöyle söylüyorlar: ‘Şayet bu olay basit bir rüyadan ibaret olsaydı, Mekke’li putperestlerin buna isyan etmeleri kendisinin yalan söylediğini beyan etmeleri için bir sebep bulunmazdı. Ancak şunu düşünmemiz mümkündür ki putperestler bir rüya fikrine karşı çıkmamaktadırlar; onları isyana teşvik eden asıl sebep Allah’ın büyük bir medhü sena ile kendi düşmanları olan Muhammedi şereflendirmesi fikri idi. Burada şu noktayı hatırlatalım ki Peygamberlerin gördüğü rüyalar, uyanıklık halinde iken başlarından geçenlerden daha az kıymette değildir; bu kaidedir. Muhammed(as)’in Hira mağarasında aldığı ilk vahiy rüya esnasında vuku bulmuştu.”(Hamidullah, s.142.)
 
Hamidullah gibi Cündioğlu da İsra’nın rüya ile gerçekleştiğini ifade ederken kendisi gibi düşünenlerin de yukarıda zikrettiğimiz İsra suresi 60. ayeti delil olarak getirdiklerini belirtir ve Muaviye b. Ebi Süfyan’dan rivayetle İbn Hişam’dan İsra’nın sadık bir rüya şeklinde gerçekleştiğini nakleder.(Cündioğlu, s.127.)
 
Hamidullah ayrıca Miracı maddeten bir yerden bir yere fiili olarak gitmek şeklinde algılamanın Allah’ın her yerde Hazır ve Nazır olma şekline uygun düşmediğini ifade etmektedir.(Hamidullah, s.143.)
 
Değerlendirme:
 
İsra ve Mirac Peygamberimiz Hz. Muhammed’in Allah katına yükselişini ifade eden iki olaydır. Birçok mesajları ifade etmesi ve gerçekleşmesinin akıl sınırlarını aşması açısından Müslümanlar için önemli bir yere sahiptir. Yaşanması noktasında bir şüphe olmamakla birlikte nasıl gerçekleştiği yönünde farklı görüşler ortaya konmuştur. Hayrettin Karaman’ın ifade etiği gibi farklı görüşlerin olması hiçbir zaman olayın değerini azaltmayacaktır. Bizim konuyu ele almamızın sebebi elbette ki farklı tartışmaları burada tekrar etmek değildir. Amacımız konuyu ele alırken gözden kaçan bir noktayı hatırlatmaktır. Bu da Arap geleneğinde ve Peygamberlerin vahiy almasında rüyanın değerini ortaya koymadan İsra ve Mirac olayını değerlendirmenin eksik olacağıdır.
Sonuç olarak, Araplarda rüyanın önemi ve rüyanın peygamberler için hakikate açılan bir pencere olması açısından İsra ve Mirac’ın rüya ile gerçekleştiğini söyleyenlerin görüşleri daha doğru gözükmektedir.
 
Vallahü a’lem
 


6.Agu.2007 

YORUMLAR (5)

Ali Karata?-15.Agu.2007
Cemil Bey'in yorumuna kesinlikle kat?lm?yorum
Sevgili Polat,
yorumunuza kesinlikle kat?lm?yorum. ayetin Efendimizin Allah'? gördü?üne delil oldu?unu söylemi?siniz. Dikkat ederseniz Necm 13. ayette daha önce de gördü?ü anlat?l?yor. Peygamberimiz ne zaman daha önce Allah'? görmü?tü ki. 6. ayet bu pasaj?n gelenin Cebrail oldu?unu gösterir. Hz. Ai?e'ye göre Allah'? gördü?ünü iddia edenin yalan söylemi? olmaktad?r. Efendimizin gördü?ü Cebrail'dir.(Buhari, Kitabu't-Tefsir) Söylediklerimin delilleri için ?u rivayetlere bak?labilir:Buhari K.Tevhid; Müslim, K.?man. "Gözler onu göremez "ayetini unutmamam?z laz?m. Bu olayda önemli bir nokta da ?udur: Miracla ilgili de?i?ik kanallardan rivayetler vard?r. Fakat olay?n birinci elden tan??? Hz. Ai?e oldu?u için onun söyledikleri herhalde daha sahih olsa gerek.
cemil polat-15.Agu.2007
mi'rac
Ayr?ca Hz.Ai?enin Peygamberimizin yan?nda oldu?u ve olaya ?ahid oldu?u dü?ünülerek O'na atfedilen anlat?lar? Onunla medinede evlendi?ine ve bahsedilen tarihte çocuk ya?ta
oldu?unu dikkate alarak de?erlendirmeliyiz. Peygamberimiz daha önce Allah'? gördü?ü ne ayetde var nede biz öyle bir ?ey anlad?k.Ayet de''bu ini?i daha önce de görmü?tü''diye geçiyor.Oradaki ola?anüstü hale ?ahid olmak Allah'? görmek demek de?ildir.Sidreyi kaplayan kaplam??t?,yada çal?l?kta Musa a.s.neyi gördüyse odur.s.a
Ali Karata?-15.Agu.2007
Mi'rac
Sevgili C. Polat Bey, ilk cümlenizden dolay? ben Peygamberimizin Allah'? gördü?ünü dü?ündü?ünüz kanaatine varm??t?m. ?lk cümlenizin böyle bir anlamaya sebep oldu?unu dü?ünüyorum Sonraki cümlenizdeki bir noktay? kaç?rm???m, buras? tabiki bir hata. Gelenin Allah oldu?u kanaatindesiniz. fakat ben bu kanaatte de?ilim. Ben gelenin Cebrail oldu?unu dü?ünüyorum. Mirac?n metafizik bir yolculuk olmad??? yönündeki kanaatinize elbette kat?l?yorum.
Vallahü a'lem.
Sayg?lar?mla
cemil polat-15.Agu.2007
mi'rac
Sevgili Karata?,

Peygamberimiz Allah'? görememi?tir diyorum zaten.Hz.Musa'n?n tecrübesine benzer bir tecrübedir.Allah O'na gelmesine,do?rudan vahyetmesine ra?men Musa Allah'? görememi?tir.Peygamberimiz ve Musa (a.s.) fiziksel olarak sabit iken bulunduklar? yerde ya?ad?klar?n?ya?am??lard?r.Ezoterik yorumlardaki gibi metafizik bir yolculuk yoktur.Kur'an?n kendi metninn ve dil yap?s?n?n olay? nas?l anlayaca??m?zda belirleyici olmas? gerekir.Kuran dilini zorlayamay?z.Kuranda istiva kelimesi Allah'a nisbet edildi?i gibi necm ilk 18 ayetteki zamirleri geriye do?ru atfetti?iniz zaman metin bu olayda vahyi getirenin, ö?retenin Allah oldu?unu anlat?r t?pk? Musa A.S.m?n ya?ad??? tecrübe gibi.Allah'?n ne,nas?l oldu?una insan akl?n?n kapasitesi yetmez Kuran ne diyorsa odur.sevgi ve sayg?lar?mla
cemil polat-14.Agu.2007
mi'rac
Sevgili Karata?,

mi'rac olay?na Kur'andan delil olarak göstermi? oldu?unuz Necm süresinin ilk 18a etindeanlat?lanhadisedeHz.Muhammed efendimizin tecrübe etti?i, gördü?ü ?eyin Cebrail de?il Allah oldu?u ve Efendimizin bir fiziksel yolculu?undan ziyade ''yan?nda bahçe bulunan bir kiraz a?ac?n?n dibinde Allah'?n peygambere geli?i anlat?lmaktad?r ve vahyi ö?retmesi ''kuluna Allah ahyedece?ini vahyetti'',''(Allah)O'na Muhammed'e) ö?retti'' ifadelerinden de anla??laca?? gibi bu ayetlerde Hz. Muhammed'e gelen bizzat Allah't?r ve '' sidreyi kaplayan kaplam??t?'' ifadesiyle de peygamberimizin Allah'? göremedi?i ama vahyi do?rudan bizzat Allahtan ald???n? anl?yoruz t?pk? Musa'ya çal?l???n dibinde kutsal vadide onu serçti?i do?rudan vahyetti?i ve ö?retti?i ama gözükmedi?i gibi. Yani Necm süresinin ilk 18 ayetinde peygamberimizin ola?an üstü bir tecrübe ya?amas? sözkonusu ama bulundu?u yerde sabit iken Allah'?n kendisine gelmesi ?eklinde olmu?tur.Neyaz?kkisonrakiezoterikyorumlaryanl?? anla??lmaa
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar