31 TEMMUZ 2010
İSTANBUL, 14:37
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
   
Bilindiği üzere İslam gelmeden önceki döneme “Cahiliyye Dönemi” ismi verilir. Bu ismin verilmesinin sebebi bu dönemde yaşayan insanların sadece bilgi eksikliğinden veya hiçbir şey bilmemelerinden dolayı değildir. Bilgi, inanç, sosyal ve toplumsal davranış düzeyinde normalden sapma gösterdikleri için, İslam’ın onlara getirdiği aydınlık ve bilgiden uzak oldukları için bu isim verilmiştir. Cahiliye döneminin özelliklerine bakıldığında da bilgi düzeyinden tutunda inanç düzeyine kadar Cahiliyye'nin bir inanma , yaşam biçimi olduğu görülecektir.
 
Kur’an’da cahiliye insanının bazı özellikleri:
 
İnançsızlık, şirk, putperestlik Kur'an-ı Kerim'de cehalet olarak nitelenir. (6.Enam/111.). Peygamberleri bir insan gibi kabul etmemek, insandan peygamber olabileceğine inanmamak, peygamberlere ilk inananların fakir kimseler olmasını, onun hak peygamber olmamasına delil diye ileri sürmek birer cahiliyyet düşüncesidir (11.Hud/25-29.). Allah'tan başkasına tapınmak (39.Zümer/64.); Allah hakkında gerçek dışı cahiliyyet zannı ve kuruntusu taşımak (3.Al-i İmran/154.); İslam geldikten ve düşünenler için en güzel ahkamı getirdikten sonra eski cahiliyyet hükmünü özlemek, aramak (5.Maide/50.); hakkı, hakikati, hakkaniyeti değil de kan bağını, akrabalığı, ırki yakınlığı ölçü kabul etmek (11.Hud/45-46.), hep cahili inanç, kanaat ve düşüncelerdir.
 
Yine insanlarla alay etmek bir cehalet alameti olduğu gibi (2.Bakara/76.) boş sözlerle meşgul olup (Kasas, 55.) Rahman'ın ciddi kullarıyla alay etmek de bir cahillik alametidir (25.Furkan/ 63.). Kadın fitnesine ve zinaya düşmek suretiyle şehvet ve hissiyatına mağlup olmak da Kur'an-ı Kerim'e göre bir nevi cahilliktir (12.Yusuf/33.). Kadınların vakarlı bir şekilde evlerinde oturmayıp, açılıp saçılarak sokağa dökülmeleri ilk cahiliyye çağına bir özentiden (33.Ahzab/33.) başka bir şey değildir. İnsanların iman etmeyişine kendini helak edercesine ve Allah'ın takdirine karışır derecede üzülmek de bir çeşit cahilliktir. (6.En'am/35.).
 
Buradan hareketle bu yazımızda cehaleti bir yaşam biçimi olarak görüp Kur’an’da cehaletin kaynaklarının neler olduğunu değerlendirmeye çalışacağız. Bundan önce Kur’an’da doğru bilginin kaynaklarını vereceğiz. Nasıl cehaleti sadece bilgisizlik anlamında düşünmeyip bir yaşam biçimi olarak ifade ediyorsak doğru bilgiyi/ilmi de aynı şekilde inanç, toplumsal davranış kalıpları ve bilgi elde etmek gibi hayatın bütününü kapsayan bir yaşam tarzı olarak gördüğümüzü burada ayrıca ifade etmede fayda görüyoruz.
 
A-Doğru Bilginin Kaynakları:
 
a-Bilgi Kaynağı Olarak Vahiy:
 
İnsanı en güzel bir biçimde yaratan Allah, yarattığı varlığın bu dünyada nasıl davranacağını göstermek, evreni ve evrenin işleyişini bildirmek ve merak konusu olacak noktaları açıklamak üzere vahiy göndermiştir. İnsana düşen ise kendisine gönderilen kılavuza anlama ve bilgi melekelerini açık tutmaktır.
 
“Oku! Kalemle öğreten, insana ilmediğini öğreten rabbin en büyük kerem sahibidir”(96.Alak/3-5.)
 
“De ki: ‘Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren kendisi için doğru yola girmiş, sapan da kendi zararına sapmış olur. Ben, sizin bekçiniz değilim.”
 
b-Bilgi vasıtalarını etkin kullanmak:
 
İnsanın  bilgi araçları beş duyu ile sınırlı değildir. İnsanın doğru bilgiye ulaşabilmek için kullanacağı her türlü imkan, onun için bilgi vasıtasıdır. Olaylar üzerinde düşünmesi, okuduğu ve duyduğu fikirlerin doğruluğunu araştırması vs. hep bu cümledendir. Kur’an insanoğlundan, doğru bilgiye ulaşabilmesi için, bütün bu bilgi edinme yollarını etkin bir biçimde kullanmasını beklemektedir.
 
“Hayır; şüphesiz bu Kur’an bir öğüttür. Dileyen kimse öğüt alır”(74.Müddessir/54-55.)
 
“Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmış ve şükredersiniz diye size kulak, gözler ve yürekler vermiştir.”(16.Nahl/78.)
 
“Ey inananlar’ Eğer yoldan çıkmış biri, size bir haber getirirse, onu araştırın; yoksa, bilmeden bir topluma çatarsınız da , yaptığınıza pişman olursunuz.”(49.Hucurat/6.)
 
B-Cehaletin (Bilgisizliğin) Kaynakları:
 
a-Taklit (Sorgulama Yetersizliği):Burada cehaleti ortaya çıkaran birinci nokta çoğunluğun/toplumun yaptıklarını sorgulamamaktır. Bilgi, inanç ve davranış bazında toplumun yaptığı yanlışlar, cehalet örnekleri çoğunluk yapıyor diye doğru olmayacaktır. Dolayısı ile toplumun sahip olduğu genel kanaatler ve yanlışlar da insanları doğru bir yaşam tarzından uzak tutacaktır.
 
1-Cehaletin kaynağı olarak toplumun yaptıklarını sorgulamamak:
“Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.”6.En’am/116.
 
2-Cehaletin kaynağı olarak atalara (geleneğe) uymak:
 
Peygamber Efendimiz Kur’an’ı tebliğ ettiği zaman Mekkeli müşriklerin önde gelen itirazlarından biri kendilerine tebliğ edilen mesajın atalarının geleneklerine uymamasıydı. Bu sebeple gelenekleri içerisinde bir yere koyamadıkları için İslam’ın çağrısına uyma noktasında direnç gösteriyorlardı. Aslında bu durum kendilerine doğru hatırlatılan bir çok insan geçerli bir durum olmuştur. İnsanlar geleneklerini ve atalarını sorgulamadan taklit ettikleri için yanlış da olsa cehaletlerinde ısrar etmişlerdir.
“Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygamber'e gelin" denildiğinde onlar, "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter" derler. Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı? Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir.”(5.Maide/104-105.)
 
b-Bilgi vasıtalarını etkin kullanmamak:
 
1-Bilgi vasıtalarını etkin kullanmamanın sebebi olarak zanna uymak:
 
Zann, gerçeğe ve bilgiye dayanmadan tahminlere göre karar verme durumudur ve hakikat içermez. Bu, Kur’an’ı Kerim’de şu şekilde ifade edilir: “Onların (müşriklerin) çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) bir şeyin yerini tutmaz" (10.Yunus/36.)
 
Bir yaşam içimi olan cehaletin kaynağında zanların, tahminlerin önemli bir yeri olduğu gerçektir.
 
“Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.”(10.Yunus/36.)
 
2-Bilgi vasıtalarını etkin kullanmamanın sebebi olarak aklın, arzuların ve hevanın güdümüne girmek:
 
“Rabbinin katından açık bir belgesi olan kimse, kötü işleri kendisine güzel gösterilen ve nefislerinin arzularına uyan kimseler gibi midir?”(47.Muhammed/14.)
 
“Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin? İçlerinden sana bakanlar da vardır. Fakat körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yolu göstereceksin?”(10.Yunus/42-43.)
 
Değerlendirme:
 
Yazımızda cahilliğin sadece bilgi eksikliği olmadığını, Kur’an’ın onaylamadığı  her türlü yanlış davranış kalıplarını içerdiğini ve Kur’an’dan hareketle cahilliğin sebeplerini genel hatlarıyla ifade etmeye çalıştık. Konuyla ilgili yazılanlar tabi ki bizim buradaki açıklamalarımızdan ibaret değildir ve biz de böyle bir iddia içerisinde değiliz.
 
Sonuç olarak,
 
Cahiliyye davranışları gibi cahiliyye davranışlarını ortaya çıkaran durumların da aslında birer cahilâne insan özelliği olduğu görülecektir.
 


17.Agu.2007 

YORUMLAR (2)

ERDEM-5.May.2009
....
HARİKA SİZİ TEBRİK EDERİM
yıldız-17.Mart.2009
sanane
çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk güzel......................
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar