Bilindiği üzere Kur'an 1400 yıl önce Arap Yarımadası’nda yaşayan ve Arapça konuşan bir topluma onların diliyle inmiştir. (26.Şuara/195.) Nitekim peygamberler zincirindeki her bir peygamber de görevlendirildiği kavmin dilini konuşmaktaydı.(14.İbrahim/4.) Böyle olunca peygamberler geldiği topluma getirdiği mesajları rahatça aktarıp açıklayabildi.
Arapça, Sami dillerinden biridir. Sami dillerden Akadça, Sümerce, Babilce gibi bazıları zamanla yok olurken, Süryanice ve İbranice gibi bazıları günümüzde ancak dar bir çerçevede varlığını sürdürmektedir. Arapça ise, özellikle Kur'anı Kerim ve Hz.Muhammed (sav)'in peygamberliği sayesinde varlığını koruduğu gibi, İslam medeniyetinin yükselişi ve yayılışına paralel olarak İslam ümmetinin bir bakıma ortak medeniyet dili haline gelmiş, zamanla zenginleşerek etkinliğini artırmıştır. Orta Asya'dan İspanya'ya kadar yaşayan Müslüman kavimlerin dillerinde çok büyük izler bırakmıştır.
Sami dilleri aynı kökten gelmeleri itibariyle benzer bir takım özelliklere sahiptir. Bu özellikleri konuyla ilgili yazılan bazı yazılardan özetle aktarmaya çalışalım:
1-Triliteralizm: Bu özellik, yalnızca bu dil ailesine has bir özelliktir ve başka hiçbir dil ailesinde rastlanmaz. Kelimeler, üç sessiz harf taşıyan köklerden, kurala göre, üç sessiz harfin seslendirilişleri değiştirilerek, kelimenin başına ya da sonuna ya da ortasına bir ya da daha fazla harf ilave edilerek türetilir.
2-Fonetik: Semitik diller altı gırtlak sesi (a,h,j,kh,',gh), iki damak sessizi (k,j), iki dudak sesi (p,b), beş küçük dil sesi (q,t,z,s,d) iki dil-diş sesi(t,c), üç safiri (ıslıksı) harfi (th,s,z), altı yarım harfli (r,y,l,w,m,n) ve altı sürtme sesi veren harf ( m,g,t,d,p,b) olmak üzere söylenişi İngilizce'den biraz farklı seslerden oluşan bir alfabeyi paylaşırlar.
3-Gramer: Semitik diller çekimli dillerdir; ismin sonunu içinde bulunduğu duruma bağlı olarak özne, dolaylı veya dolaysız nesne oluşuna göre ve filleri zamana göre çeker. Sadece üç dil bugün çekimlidir. Arapça, Habeşistan'ın resmi lisanı olan Amharik ve Almanca. Geçmişin birçok dili çekimli idi. Mesela Akad dili, Yunanca, Latince ve Sanskritçe. Modern diller çekimlerinin büyük çoğunluğunu düşürmüşlerdir. Çekim daha fazla titizliğin, kesinlik arayışının; yokluğu ise daha az titizliğin ve faydacılık eğiliminin bir işaretidir.
4-Kelime Hazinesi ve İfade Keskinliği: Semitik diller aynı nesne için birçok kelimeyle pek çok kelime hazinesine sahiptir. Örneğin Arapçada, ışığa 21, yıla 24, güneşe 29, bulutlara 50, karanlığa 52, yağmura 64, suya 170, yılana 100, deveye 255 ve aslana 350 isim verilmiştir.
5-Sentaks, Stil, Edebiyat: Semitik dillerde sentaks, rahat anlaşılabilir bir sadelik ve idrak açısından açıklığı içerir. Arapça'da güzel söz söyleme sanatı ahenk, kesinlik ve açıklık terminolojisi ile tanımlanır. İfadenin açıklığı her zaman edebi bir kıymet taşır. Kolaylıkla anlaşılabilen ve akılda kalan birkaç kelimenin içine büyük anlamlar sıkıştırma bütün Semitik edebiyat ürünlerinin gücünün bir parçasıdır. Bu, özellikle ilahi metinlerde ön plana çıkan önemli bir özelliktir.
Sami dillerinde olan bu özellikler kısmen veya tamamen Arapça için de mevcuttur. Sami dillerinin özellikleri için daha geniş bilgiler sıralanabilir. Biz yazımızın sınırlarını genişletmemek için bu kadarı ile yetinmek istiyoruz. Bu bilgilerden sonra şimdi asıl yazımızın içeriğini yansıtacak kısma geçebiliriz.
Kur’an’ı Kerim daha önceki yazılarımızda ifade etmeye çalıştığımız gibi indiği toplumun inanç ve kültürel yapısını gözetmiş ve toplumun gerçeklerini göz ardı etmemiştir. Arap toplumunun gerçekliklerinden birisi de dil olgusudur. Bundan dolayı Kur’an kendisine seçtiği dilin hem yapısal hem de ifade özelliklerini dikkate alarak söylemek istediklerini ifade etmiştir. Kur’an’ı anlamada önemli olan ve Kur’an ilimleri arasında sayılan bazı dilsel ve söylemsel özellikleri burada örneklerle ifade etmeye çalışalım:
A-Kur’an’da Tekrarlar:
Arap dili ve üslubu bakımından tekrar önemli bir noktadır. Arapça olarak inen Kur’an, dilin bu özelliğini bazen kelime tekrarı bazen de ayetlerin tekrarı ile metnine taşımıştır. Örnek olarak “Fekeyfe kâne azâbî ve nüzür” ayeti, 54.Kamer suresinin 16., 18., 21. ve 30. ayetlerinde dört defa tekrar edilmiştir.
Kur’an metnindeki tekrarlara Kur’an’ın 23 sene zarfında inişi açısından da bakmak gerekir. Her ne kadar elimizde yazınsal bir metin olarak dursa da bu şekilde inmemiştir. Bu süre içinde muhatapları ile canlı bir diyalog içerisinde inmiştir. Kendisine karşı gösterilen mukavemete karşı muhatapların dikkatlerini canlı tutmak, söyleminin gücünü artırmak, vaid ve va’dlerinin ehemmiyetini yükseltmek için zaman zaman tabî olarak tekrarlar vaki olmuştur..
Kıssalarda varolan tekrarlara da bu açıdan bakılabilir. Kıssalarla muhataplarına ders ve öğüt vermeyi amaçlarken tekrarlarla bu ders ve öğütlerin zihinde canlı tutulması amaçlanmıştır.
Devam edecek
KAYNAKLAR
-İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü
-Murat Kayacan, “İbrahim Sarmış ile Arapça Üzerine”,
www.davetçi.com
-M.F. Özkan, “Geçmiş Dönem Arap Yarımadasında Dil”,
www.patikalar.net
-Suyuti, el-İtkan fi Ulumi’l-Kur’an
-Zerkeşi, el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an
1.Suba.2008