09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 11:04
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
Muhammed’in (sav) mucizesi “kelam-ı Muhammed” mi?
 
 
Abdulkerim Suruş'la yapılmış "Kelam-ı Muhammed" başlıklı söyleşi büyük yankı ve tepkilere neden oldu. İran'da Suruş'un görüşüne karşı tenkit yazıları yazıldı, söyleşiler verildi. Tepkiler üzerine Suruş İran'da yayınlanan Kârgozarân gazetesine verdiği röportajda sözlerine açıklık getirdi.
 
Son zamanlarda bazı gazetelerde ve internet sitelerinde Dr. Suruş’un Kur’an’ın Allah’tan nüzulünü düpedüz inkar ettiği ve onu Muhammed’in beşeri kelamı saydığı yazılıp çiziliyor. Gerçekten böyle mi?
 
Galiba mizah yapmışlar. Ya da Allah korusun, siyasi ve şahsi garezlerindendir.
 
Öyleyse bu konudaki görüşünüz ve açıklamanız nedir?
 
İnşaallah iyiniyetli davranmışlardır ve sadece söyleneni anlamamışlardır. Yoksa ilahi külli velayete aşina olan, evliyaullahın Allah’a yakınlığını bilen ve onların ittihad tecrübesinden haberdar bulunanlar böyle münkirane bir söz sarfetmezler. Allah’ın velileri Allah’a öyle yakındırlar ve onda fânidirler ki kelamları aynı Allah’ın kelamıdır; emir ve nehiyleri, sevgi ve buğzları aynı ilahi emir ve nehiy, sevgi ve buğzdur. İslam’ın aziz Peygamberi bir beşerdi. Bizzat kendisi beşer oluşunu ikrar edip dile getirdi. (De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Nihayet ben de, peygamber olan bir insandan başka bir şey değilim.  / İsra 93) Ama aynı zamanda, bu beşer, öyle bir ilahi renk ve vasıfla donanmış ve onunla Allah arasındaki vasıtalar (Cebrail bile) öylesine kalkmıştır ki ne söylüyorduysa hem insani kelamdı, hem de Allah’ın vahiy kelamı. Bu ikisi birbirinden ayırılamazdı.
İnşaallah bu dakik irfani mesele üzerinde daha dikkatli düşünülür ve söylenen sözün manasına aşina olunur.
 
O halde Cebrail’in nüzulü ve vahiy getirmesi ne oluyor?
 
İrfan nazarında Cebrail Allah’a Muhammed’den (sav) daha yakın değildir. Aksine, Cebrail Peygambere tabidir. Miraç olayında Cebrail, Peygamberle birlikte yol alıyorken bir noktada durmadı mı, kanatlarının yanmasından korkmadı mı? Bu hikayenin manası nedir? Devrimin lideri merhum İmam, “Allah Rasulü’nün maneviyatı vahyi indirmiştir… Bir başka ifadeyle, Peygamber-i Ekrem Cibril-i Emin’i bu dünyaya getirmiştir. ” (Sahife-i Nur, c. 20, 12 Nisan 1987 tarihli konuşma) dememiş miydi? Acaba bu sözün manası, “Allah Cebrail’i göndermemiştir” midir? Yoksa sözün anlamı, Mevlana’nın ifadesiyle şu mudur:
 
Hak lütfunu vasıtadan istemem / Ki halkın helaki oldu bu rabıta
Sütanne istemem, anne daha hoş / Ben Musa’yım, sütannem annemdir

 
“Kur’an kelam-ı Muhammed’dir (sav)” dediğimizde bu tıpkı “Kur’an Muhammed’in (sav) mucizesidir” dememiz gibidir. Her ikisi de aynı ölçüde Muhammed’e (sav) ve Allah’a nisbet edilebilir. Birini yapılacak vurgu, diğerini yoksaymak anlamına gelmez. Alemde ortaya çıkan her şey, Bâri-i Teala’nın ilmi, izni ve iradesiyledir. Bir muvahhidin bunda şüphesi olamaz.
 
Bununla birlikte hepimiz vişnenin, vişne ağacının meyvesi olduğunu söyleriz. Acaba muvahhid olabilmek için Allah vişne meyvesi veriyor mu demek zorundayız? Bu eski Eş’ariliğe yeni bir kutsallık giysisi giydirmeyelim. Kurala uygun söz söyleyelim ve dikkat gerektiren sırlı sözleri daha iyi kavrayalım. Kur’an, Muhammed’in (sav) şahsına ait ve Allah’ın izniyle meyve veren “şecere-i tayyibe”nin meyvesidir. (Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. / İbrahim 25) Bu, vahyin nüzulü ve ilahi tasarrufun ta kendisidir.
 
İnsaflı kimselere tavsiyem (garezkârlara ne desem bilmem) Mevlana’nın tavsiyesidir. Allah’ın velilerine suizanı terk etmeli, evliyanın hakkını Allah’ın hakkından ayrı düşünmemeli, hak dergahının aziz ve mahbup kişilerini kurb ve velayet irtifaından aşağı indirmemelidirler:
 
Ey hak evliyasını haktan ayrı farzeden,evliya hakkında iyi zannın olsa ne olur?
Melek Cebrail’in secde ettiği padişah neslinden bir baba arasan ey biçare, ne olur?
 
Galiba sizin de bu bahiste şiirleriniz vardı?
 
Evet. Bir süre önce Rasul-i Ekrem’e aşkla yazdığım ve tecerrüd ufuklarının fatihine takdim ettiğim bir manzumede şöyle demiştim:
 
Tecerrüd ufuklarının fatihi, tecrübe aygırını vakıa gecesinde sürdü durdu, bir mihverden diğerine
Okuryazarlıktan hayale, hayalden hilale Cebrail’in kabarcıklanmış ayağı ve sen hızla mahmuzladınız
Melekler kanat kanata, senin mukaddes gül bahçenin uçuşan rasüllerini ve uçuşun kendisi temaşada
 
Bu beyitlerde Hz. Peygamber’in hadis-i şerifine işaret vardır. Rivayete göre Hz. Peygamber secdede Allah’a şöyle seslenir:
Sana tüm varlığımla ve hayalimle secde ediyor ve tüm kalbimle sana inanıyorum.
 
> Suruş’la “Kelam-ı Muhammed” üzerine söyleşi, 11 Şubat 2008, Kârgozarân gazetesi
 
Çeviren: Kenan Çamurcu


2.Mart.2008 

YORUMLAR (1)

Şemsettin YILDIRIM-3.Mart.2008
Suruş ve Rumi
Sayın Suruş'un zihninde önemli bir yer tutan Rumi ekolü, İslamı, büyük bir kırılma indisi ile olduğundan farklı olarak algılamasına sebebiyet veriyor olabilir.Moğalların Selçuklular üzerine saldırdığı esnada saldırganın yanında olmayı tasavvufi açıdan daha makbul gören Rumi, ekolü ile İslamın üzerine koyun postu giydirmeye çalışarak taraftarlarını İslam'da İsevileştirirken;Hace Nasruddin gibi zulme boyun eğmeyi imansızlıkla eş değer gören fikir ve aksiyon adamlarını da Mesnevi'de bolca, belden aşağı temsillerle eleştirmiştir.Evet Rumi, enfüsi ayetleri uzmanıdır,Rumi bir şairdir.Ancak aynı Rumi,afaki ayetlerde bir hiçdir.Sayın Suruş, İran'daki İslami düzenin, zulme karşı dik duruş yönünü Tasavvufla bertaraf edileceğini ön görüyor ise kesinlikle haklıdır!Dikkat ediniz bu ekol Avrupa ve Amerika'dan her daim takdir topluyor.
Tevbe51:Deki:Allah'ın bizim için yazdıkları dışında,kesinlikle bize hiçbirşey isabet etmez.O bizim Mevlana'mızdır.Ve müminler sadece Allah'a tevekkül etmelidirler.
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar