Sperm bankasından ücretle sperm satın alarak anne olmanın bilinen örnekleri çok değil. En son aktör Münir Özkul’un kızının böyle bir yola başvurduğu medyada haber olunca konu üzerine çeşitli tartışmalar da yapılır oldu.
Mesele ister istemez dinî açıdan tartışıldığından hemen akla gelen “modernist” ilahiyatçılar televizyonların rağbet ettiği din bilgini türü oluyo haliyle. Sperm bankasından sperm alma işine dinden izin çıkartabilecekleri umuduyla bu ilahiyatçı türüne sarılıyorlar.
Bazen sonuç aldıkları da görülüyor. Tabii o sonuç makbul mü, meşru mu ayrı bir tartışma konusu.
Bu bahisteki son örnek Ankara İlahiyat’ın ünlü isimlerinden Prof. Dr. Beyza Bilgin. Kadın vaiz olarak da anılıyor Bilgin.
Özellikle başörtüsü konusunda dinin bilinen kurallarına ve geleneğe aykırı yorumlarla kendince fetvalar vermesiyle tanındı daha çok.
Fakat sperm bankası aracılığıyla hamile kalma konusunda sarfettiği sözler kendisini hayli aştığını gösteriyor!
Önceki gün Habertürk televizyonunda yaptığı konuşmada Bilgin şöyle diyordu: “Sperm nakli, organ nakli gibidir. Ayrıca bu bir imkandır, kullanılabilir. Eğer Allah izin vermeseydi bu imkan ortaya çıkmazdı.”
Bilgin’den sonra yayına katılan yine aynı fakülteden Salih Akdemir sperm naklinin organ nakline benzetilmesini biraz acaip bularak Habertürk televizyonunun “modernis” ilahiyatçı kontejanında gedik açmış olabilir. Akdemir, bununla da kalmadı, bu yola tevessül eden annelerin bencilliklerini, babasız bir çocuk büyütmenin o çocuk için anlamını hiçe saymalarını, çocuğun toplumda nasıl anılacağına zerre kadar umursamamalarını saydı döktü.
Beyza Bilgin’in görüşüne dönersek, bu başı açık ilahiyatçı bayanın spermi organa benzetmekle “yarım âlim dinden” vecizesini doğrulamak için elinden geleni ardına koymamaya kararlı olduğunu düşünebilir. Spermin organa benzetilmesi dinî gelenekler ve hukuk açısından da, tıbbi açıdan da hakikaten abartılı bir acaplik olsa gerek. İşin bu kısmının tıbbı ve hukuku ilgilendirdiğini söyleyip tartışmayı oraya havale etmek gerek.
Bilgin’in bu konudaki cehaletine bir de kendi alanı olan ilahiyatçılığın temel disiplinlerinden birinde, kelamdaki cehaletini ilave etmek gerek.
“Sperm nakli bir imkandır. Allah istemeseydi bu imkanın ortaya çıkmasına izin vermezdi.” şeklindeki sözler, bir bilim insanının değil olsa olsa kafası çorbaya dönmüş bir cahilin dilinden dökülebilir, öyle değil mi!
Ne demek “Allah izin vermeseydi bu imkan ortaya çıkamazdı.” Yani kainatta işler böyle mi yürüyor? Bu kelam düşüncesine göre ortaya çıkan her imkanın meşru ve makbul olduğunu mu düşüneceğiz?
Ortaya çıkması Allah’ın iznine bağlı (kuşkusuz böyle!) olan her imkan, ortaya çıktığı andan itibaren meşru ise o zaman mesela atom bombası kullanmak neden insanlık suçu olsun ki! Ya da diğer kitle imha silahları!
Eğer işler böyle bir otomatiğe bağlıysa ahlaka ne gerek var? Din neden davranışlara ahlaki sınırlamalar ve kısıtlamalar getiriyor o zaman? Mesela Kur’an şöyle bir kural koymalı değil miydi: Madem var, o zaman Allah izin vermiş demektir, dolayısıyla da izin verilen bir şey meşrudur!
Bu kadar avami bir lafı edenin bir ilahiyat profesörü olduğuna inanılabilir mi?
Bilgin, sperm naklinin imkan olduğunu söyleyip üstelik de oradan “neden anne olmak isteyen bir kadını bu mutluluktan mahrum ediyorsunuz” tadında dramatik bir sahne icat ederken aklına gelmeyen onlarca durumdan bir ikisini biz hatırlatalım.
Bu kadın madem mutlu olmak istiyor, neden gidip evlenmiyor?
Sperm bankasından babası belli olmayan spermi alıp hamile kalan kadın, doğurduğu çocuğun babasını bilmemesini mutluluk içinde “yaşasın yavrum senin baban yok” diyerek mi izah edecek?
Çocuk büyüdüğünde “beni leylekler getirdi” mi diyecek çevresine!
Ya ensest ihtimali!
Babasını bilmeyen çocuk kazara kardeşiyle cinsel ilişkiye girerse? Evlenip çocuk sahibi olursa, o çocuklar kendi amcaları, halaları, dayılarıyla, teyzeleriyle evlenirlerse? Zincirleme ensest ihtimali hiç mi cahil profesörü düşündürmüyor?
Belki de “nasıl olsa Adem ve Havva’dan çoğalma da ensest yoluyla oldu, ne farkeder” diyordur!
Cehaletin dur durak bilmeyeceğini tahmin edebiliyoruz.
Sperm bankasından sperm alarak hamile kalmanın hükmü ve ahlaki durumu üzerine hiç düşünmediği belli bu cehalet profesörünün hala o okulda ne işi olduğu, bu haliyle nasıl ders verip öğrenci yetiştirdiği sorulabilir.
O soruya da Ankara İlahiyat’ın saygınlığını dert edinenler versin!
14.May.2009