Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, gazetenin yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök’ü umreye götürmeye hazırlandığını ilan etti. Verdiği bilgiye göre hazırlıklar tam gaz sürüyormuş. İhram giymekten menasiklere, haccın felsefesinden Cidde’ye kahveye kaçmaya kadar tüm ayrıntılar düşünülmüş, Ahmet Hakan düşünmüş daha doğrusu.
Mükemmel bir plan yapmış anlaşılan!
O kadar ki, Özkök’ün umreye gidişinden dönüşüne kadar Özkök-Ahmet Hakan ikilisinin gündemden düşmeyeceği bir halkla ilişkiler hesaplanmış gibi görünüyor. Elhak olur da. Özkök’ün umreye gitmesi zaten başlıbaşına haber. Neresinden tutulsa haber. Ayşe Arman’ın çıplak fotoğraflarından, hatta tesettür mühendisliğinden daha çok haber.
Önceki gün Habertürk TV’de Hürriyet gazetesindeki Ayşe Arman projesini tartışan kadınlardan Balçiçek Pamir, “Biz geçmişte Aktüel dergisinde böyle şeyler yaptık ama bunlar artık geçti, eskidi” diyordu. Demek ki eskimemiş. Ayşe Arman’ın tesettürlü mühendisliği en az 28 Şubat dönemindeki Sisi denemeleri kadar etkili olabilir. Gerçi darbeci askerlerin çıkıp irticanın patladığını söyleyecek halleri kalmadı ama olsun, yine de ortalığı hareketlendirmeyi başarabilir Arman.
Fakat öyle görünüyor ki Özkök’ü böyle projeler kesmiyor. Tam da bu sıkışıklık anında umreye gitmek en cin, en parlak fikir. İki kafadar (Ahmet Hakan-Özkök) kutsal mekanları gündem ihtiraslarının en verimli malzemesi olarak tepe tepe kullanacaklar. Varsın kullansınlar, hayrını görsünler!
Fakat bu kadar mükemmel planın ve halkla ilişkiler ajandasının ihmal ettiği önemli bir detay var.
Önemli ki ne önemli!
Ahmet Hakan, patronunu umrelere sürüklerken nasıl olup da bu mühim ayrıntıyı atlamış, aklına getirmemiş bilinmez.
Tahmin etmişsinizdir; 28 Şubat günlerinde (aslında çok öncesinde ve çok sonrasında da!) dinî değerlere, dindar kadınlara ve erkeklere, başörtülülere, imam hatiplere, Kur’an kurslarına ve akla gelebilecek İslam’la ilişkili her türlü tezahüre yakası açılmadık hakaretler eden, aleyhte kampanyalar düzenleyen bir gazetenin yayın yönetmeni umreye gidecek.
Yok, yanlış anlaşılmasın, dikkat çekmeye çalıştığımız şey “böyle bir adamın İslam’ın en mahreminde işi ne?” manasında değil. O ayrı bir mevzu.
Asıl mevzu başka.
Mevzu şu: Böyle bir adam, bütün o dine ve dindarlara yağdırdığı hakaretleri sırtlamış vaziyette el-Kaide’nin anavatanına gidecek! Hani böyle durumları en ağır suç kabul edip kör bıçaklarla Afganistan ve Irak’ta gazetecilerin falan kafalarını kesen örgütün doğduğu topraklara, yani Suudi Arabistan’a.
Ahmet Hakan, 28 Şubat darbesinin medya amiralliğini yapmış olan patronunu arı kovanına sokacak yani!
Meselenin ehemmiyeti iyice anlaşıldı mı şimdi? En azından Özkök eğer bu yazıyı okursa böylesine önemli bir ihtimali seyahat planlarının içine almasında fayda var.
İki kafadar (Ahmet Hakan-Özkök) Suudi Arabistan’da güvenliğin çok yüksek olduğunu düşünüyorlarsa el-Kaide’nin 2001’de Dahran’da Amerikalıların ve başka yabancıların yaşadığı çok sıkı koruma altındaki siteye düzenlediği bombalı saldırıyı hatırlamalılar. Amerikalıların binası yerle bir olmuştu o saldırıda. Eğer bu durumla kendi durumlarının arasında benzerlik bulunmadığını düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Dahası sokaklardaki Suudi polisinin de onların güvenliğini sağlamaya çok istekli olmayacağını Usame’ye duydukları hayranlıktan çıkarabiliriz. El-Kaide’ye operasyonlar düzenleyen kuvvetler sarayın elit güçleri, sokaktaki polis değil.
Ahmet Hakan, dinî değerlere hakaret ve dindarlara eziyetle meşhur olmuş patronunu Suudi topraklarına götürürken bu ihtimali aklına getirmiş gözükmüyor. Yahut belki de getirmiştir de kendisini her sahnenin, her ‘cast’ın adamı gördüğünden el-Kaide prodüksiyonunda da kendisine rol düşürüleceğine güveniyordur. Kendince Kaidecilerin şöyle düşüneceğini umuyor olabilir: “Her ne kadar küfrün ocağında çalışıyorsa da Ahmet ne de olsa bizim kardeşimizdir. Ona ve himayesi altındakine -zalim de olsa- zarar vermek bize yakışmaz!”
Kimbilir, iki kafadarın (Ahmet Hakan-Özkök) umre ziyaretini haber alır almaz networkü çalıştıran Kaideciler böyle de düşünebilirler. Ya da öyle düşünmezler de ellerini ovuşturmaya başlamışlardır bile.
Sakın ola Kaidecilere salak muamelesi yapıp bizim bu satırlarla akıllarına bir şey düşürdüğümüz vehmine ve zehabına kapılma Ahmet kardeş! Kaideciler Afganistan ve Irak’ta öyle hassas adamları derdest edip korunaklı alanlardan kaçırıyorlar ki aklın durur. Sizin durumunuz onların yanında çerez kalır.
İnsaniyet namına böyle bir uyarı yapalım 28 Şubat’ın medya amiraline.
Türkiye’de elini kolunu sallayarak yaptıklarının tepkisinin Mekke ya da Cidde sokaklarında hiç ummadığı yerde ve anda karşısına çıkma ihtimaline karşı tedbirlerini alsın.
Bizim tavsiyemiz, Ahmet Hakan’ın lafına kanıp gündem yapalım derken huy çıkmadan canın çıkmasına sebep olacak bir maceraya kalkışmaması.
28.Tem.2009