09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 11:29
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
Demokratik açılım: Batı tipi mi, Batı dışı mı, kavim açılımı mı, ulus açılımı mı? / Levent Arat
 
 

Kürt sorununda herkes aynı şeyi anlamıyor, bunu not edelim önce. Kürt sorunu dendiğinde tüm siyasi kesimlerde aynı şey çağrışmıyor. MHP ve CHP sıralarından yükselen itirazları kasdetmiyorum. Evvel emirde iktidarın açılımına hakim düşünceyi biraz eşelemek gerek diyorum.

İktidarın demokratik açılımının tarifi nedir? Bunu bilmiyoruz. Bu tarifi kimin yaptığını da bilmiyoruz. Ama görebildiğimiz kadarıyla iktidar, Batı tipi modernleşmenin misyoneri liberallerle iş tutuyor. Kürt sorununu nasıl anlamamız gerektiğini de yine aynı liberaller tanımlıyor.

Bu durumda liberallerin bildiği tek edebiyat, Avrupa aydınlanması. Oradan neşet eden değerler. Hak ve özgürlük tanımları da buna uygun, kültürel haklar lisanı da.

Ali Bulaç önce gün çok önemli bir konuya değindi. (Kültürel haklar, ulusal haklar, Zaman, 5 Eylül 2009) Kürtler için kültürel haklar talep etmenin onların uluslaşmalarını istemekle eşdeğer olduğunu söyledi. Ulus ise, tanımı gereği, toprağı, egemenliği, bayrağı vs. olması gereken topluluğun adı.  Onun için tarihsel anlamda millet ulus demek değil. Mesela MHP itirazlarında millet diyerek ulusu kasdediyor ya, o nedenle büyük bir yanlışı sürdürüyor. Millet başka bir şey, ulus farklı bir şey. Bu nedenle Kürt açılımından bahseden eğer bir dindarsa, orada Kürtlerin beşeri haklarını, doğuştan getirdiği özelliklerini serbestçe yansıtma özgürlüğünü konu ediyordur. Ama yok, aydınlanmacı biri Kürt sorunu diyorsa, orada da Kürtlerin tıpkı Türk ulusu gibi bir ulus olması gereğine dikkat çekiyordur.

Kürt ulusu demek, Türk ulusu gibi örgütlenmesi talep edilen bir topluluk demektir. Kürt ulusunun kültürel hakları dendiğinde de yine aynı şey kasdediliyor.

Ali Bulaç haklı olarak soruyor, iki ulus aynı çatı altında nasıl yaşayacak?

Bu imkansızdır. Çünkü tanımı gereği ulus, farklılıklardan türdeş bir toplum yaratma, inşa etme fikrini içeriyor. Kürt ulusundan sözetmek, Kürtlerin arasındaki farklılıkların tıpkı Türk ulusundaki gibi belli kurallara uyması, kendisini o ulusun parçası sayması zorunluluğu getirecek.

Öcalan’ın Türk ulus devletine hayranlığı boşuna mı!

Kürt ulusalcılığının Türk ulusalcılığını örnek aldığını söyleyen uzmanlar çok haklılar.

Ama Kürt sorununa ve açılımına kavmi özelliklerin özgür bırakılması açısından bakanlar başka bir kavram dünyasından konuşuyorlar. Batı tipi ulusçuluk ile Batı dışı kavim anlayışının karşı karşıya gelmesidir olan.

Birinde (kavim) aynı medeniyet ve din havzasıyan mensubiyetin belirlediği “kültür” sözkonusuyken, diğerinde (ulus) laik ve din dışı idrakin yarattığı icat ve inşa edilmiş bir kültür vardır. Zaten ulusu kavimden ayıran temel özellik de bu değil mi: Biri dinle ilişkili, diğeri dine soğuk, hatta belki karşıt.

İktidar, liberallerle iş tuttuğundan şimdilik Kürtlerin ulus olma hakkıyla ilgili çerçeveye atıyor tüm argümanlarını. Ne yaptığını bilip bilmediği başka bir konu. Ama günün birinde karşısına Kürt ulusu, bu ulusun kültürü, kültürel hakları ve nihayet aynı ulusun kendi kaderini belirleme hakkı çıktığında şaşırmaması gerek. Biz şimdiden bunu hatırlatmış olalım.

Ama iktidar, dindar zihnin kavramlarıyla meseleye yaklaşsaydı Kürtlerin, diğerleri gibi bir kavim olduklarını kabul edecek ve tüm çözümlerini buna dayandıracaktı.

Tabi ki CHP bu kaygıyla itiraz etmiyor iktidarın girişimine. Hatta belki MHP bile. Ama en azından CHP ulus olmanın ne manaya geldiğini iyi bildiğinden Kürt ulusu kavramına da, kültürel haklara da itiraz ediyor. Yani Türk uluslaşması tecrübesini uygulamış bir partinin belleği ve şuuruyla itiraz ediyor iktidara. Bu işin nereye varacağını, kendi tecrübesinin nereye vardığından çıkarıyor. Yoksa uluslaşmayla, onun kültürel haklarıyla teorik bir sorunu yok. Tıpkı Genelkurmay gibi, Kürtlerin Türkiye’deki tek ulusun içinde kendilerini tarif etmelerini istiyor. Aksi takdirde ikinci bir ulus, ikinci bir devlet, bayrak ve toprak demek. Yahut en azından uluslaşma süreci bu işi bu noktaya kaçınılmaz olarak vardıracak.

O zaman daha başlangıç sorusunun cevabı verilememiş demektir. Mevcut açılım, kavim açılımı mı, ulus açılımı mı? Eğer Batı tipiyse ulus açılımıdır, yok Batı dışı ise bu durumda kavim açılımıdır.

İktidar liberallerin peşinden gitmeye karar verdiyse bu araba onu ulus açılımına götürecek, başka çaresi yok. Buradan hayır çıkmayacağını biz biliyoruz da Başbakan’a bunu söyleyecek kimse yok mu çevresinde?
 
 


6.Eyl.2009 

YORUMLAR (0)

Bu yazı için hiç yorum gönderilmemiş.
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar
 
Son eklenen yazılar
  “Kar gibi eriyeceğiz” / Levent Arat
  Aydın Doğan’a vergi cezası velev ki onu bitirmek için olsun! / Levent Arat
  “One minute”çu Türkiye’ye rağmen nükleer İsrail nihayet sanık sandalyesinde! / Levent Arat
  Lübnan’da rejim bunalımı: 14 Mart ittifakı neden hükümet kuramıyor? / Levent Arat
  Demokratik açılım: Batı tipi mi, Batı dışı mı, kavim açılımı mı, ulus açılımı mı? / Levent Arat
  Demokratik açılım işinde kontrol de, denetim de, yön verme gücü de orduda! / Levent Arat
  Davutoğlu, Haşimi’nin “Türkiye ile İran’ın farkı” diyalektiğine cesaret vermemeli! / Levent Arat
  Kürt sorunu ve şiddet yıllarının sorumlusu aşiretler mi? / Levent Arat
  Muhafazakar acelecilik, tüccar siyaset, geleneksel şehre kayıtsızlık / Levent Arat
  İslamofobi şehidi Merve Şirbini neden hükümetin gündeminde yok? / Levent Arat
  Şinciyang katliamının meseleleri: Bağımsızlık, iç işleri, İslam-Çin çatışması / Levent Arat
  Tüm Yazılar