09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 03:57
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
İran'da rejim bunalımı / İslam devrimine mersiye! / Seyyid Alirıza Hüseyni Beheşti
 
 

İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra başlayan protesto sürecinde İslam devriminin birinci kuşağına mensup bütün önde gelen isimler nifak ve fitne ile suçlanıyor, tutuklanıp hapse atılıyorlar. Ahmedinejad’ın temsil ettiği siyasi akıma muhalif şahsiyetler ve gruplar arasında ülkenin neredeyse bütün taklit merceleri, İmam Humeyni’nin torunu, merhum Ayetullah Mutahhari’nin oğlu, İmam Humeyni’nin yakın çevresinde bulunmuş çok sayıda dinadamı, aydın ve mütefekkir bulunuyor. Bu kervana en son, İslam cumhuriyetinin kurumsallaşmasında birinci derecede rol ve görev üstlenmiş (yaşasaydı muhtemelen bugün ülkenin Rehber’i seçilecek, yahut oğlu gibi tutuklanacak olan!) şehid Ayetullah Beheşti’nin oğlu da katıldı.

İran İslam devriminin en önemli ismi olan şehid Ayetullah Beheşti’nin oğlu Seyyid Alirıza Hüseyni Beheşti, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra başlayan protesto sürecinde rol aldığı gerekçesiyle tutuklanıp hapse atıldı.

Beheşti’nin oğlunun tutuklanmasını değerlendiren Mir Hüseyin Musevi, İslam devriminin simge şahsiyetlerine yönelik bu sindirme operasyonunun bir parçasının da devrimin en önemli simalarının ailelerine yönelik itibarsızlaştırma girişimi olduğuna dikkat çekti. Musevi, Seyyid Alirıza Hüseyni Beheşti’nin tutuklanmasını değerlendirdiği bildirisinde, devrimin sembol şahsiyetlerinin sülalesini hedef alan bu gibi girişimlerin, bu şahsiyetlerin soyadlarına yönelik hakaret ve aşağılama olduğunu kaydetti.

Halen cezaevinde bulunan Beheşti, seçim sonrasında babasına hitaben bir mektup yazmıştı. Seyyid Alirıza Hüseyni Beheşti bu mektubu, İslam Cumhuriyeti Partisi’nin lideri olan babasının partinin 72 yöneticisiyle birlikte feci bir suikast sonucu şehit olduğu 7 Tir (28 Haziran) olayının yıldönümünde yayınlamıştı.

İran’daki rejim bunalımını yansıtan çok sayıda göstergeye eklenen Beheşti'nin tutuklanıp hapse atılmasına neden olmuş bu mektup, İran'da cumhurbaşkanlığı seçimi ve sonrasındaki durumun vehametini anlamaya yardımcı olabilir.

_____________

Bir kez daha sensiz!

Neden her 7 Tir geldiğinde gönül soframı önüne seriyorum? Belki de gölgeni başımın üstüne yayılmış gördüğümdendir. Belki de sesimin işitilmesine, bir kuyunun başına gidip orada ah çekmeme izin vermediklerindendir. Belki de senin mirasını rüzgara savurmalarındandır ki böylesine ateş basıyor bana ve kadim yangını tazeliyor.

Baba! Nasıl günlere şahit olduğumuzu görüyor musun, asr-ı saadet tarihini yeniden öğrenmemizi mümkün kılıyor mu? Kırılan sükutun kalpleri nasıl umutla doldurduğunu görüyor musun? Havayı saran doğruluk ve sadakat ıtrının yalan ve riya saraylarının temellerini nasıl sarstığını görüyor musun? Yılgınlık ve bezginliğin, yerini nasıl neşe ve coşkuya bıraktığını görüyor musun? Yıllardır klişe mimarlarının parmaklarıyla birbirinden uzağa düşürülen kalplerin nasıl mesafeleri aşarak yanyana geldiğini görüyor musun? Devrime, İmam’a, savaşa, şehadete ve dindarlığa kahreden üçüncü neslin, bu yargılarını gözden geçirip dikkatlice düşündükten sonra taleplerini tekrar devrimin asr-ı saadetinin edebiyatında aradığını görüyor musun? Kadın erkek, yaşlı genç, köylü şehirli herkesin gözünü umutla senin kadim dostuna diktiğini, bütün ama ve eğerlere rağmen güven sancağını ona teslim ettiklerini görüyor musun?

Ama baba, şehadetinden sonra, Beheşti’nin akıbetinin hayırlı olduğunu, yoksa hayatını liberal İslam’ın sultası altında sürdüreceğini ağızlarında geveleyenlerin ne yaptıklarını gördün mü? Nizamın İslamiyet’inin üzerine titredikleri bahanesiyle, senin İmam’ın yanıbaşında, dünkü ve bugünkü pek çok yoldaşının yardımıyla mimarı olduğun nizamın cumhuriyetini, meşreplerin, alakaların ve şahsi yargıların mezbahasında boğdular. Çalınan hakkını en yüksek bilinçle geri isteyen necip milletin talebini karışıklık talebi olarak adlandırdılar, kanlarını dökmeyi mübah saydılar, din namına dindarları dinsiz gördüler, acımasızca yabancı parmağını aramanın peşine düştüler, bilip bilmeden, hak arayanların acı, vakur ve yetkin sükutunu devrime kasdetmeye yeminli düşmanın mutluluğu ile eş tuttular. Böylece darbecilere meşruiyet bahşetmeye cevaz çıkarmış olabileceklerdi.

Kirli lisanların mertçe olmayan hücumları karşısında sessiz kaldığın, dünün dostları ve o günün ve bugünün düşmanlarından işittiğin iftira ve hakaretleri sabırla dinlediğin çetin günleri hatırlıyorum. Sen, eklektik düşünce ve taşlaşmış zihinlerin kurbanı oldun: Eklektik düşünce yanlıları senin şahsına suikast düzenledi, taşlaşmış zihinler ise buna rıza göstererek sessiz kaldı. Bu sayede 7 Tir faciası kolaylıkla gerçekleştirilebildi. Ama bu defa tam tersi bir rivayet iş başında: Taşlaşmış zihinler senin düşüncelerine katlanamıyor ve onun yeşil tecellisine tahammül göstermiyor. Eklektik düşünce, sevinç içinde haklı olduğunu ispatlıyor ve böylece sen, bir kez daha mezbahaya gönderilmiş oluyorsun. İzin ver, bu kez sözümü Şefii Kedkeni ‘den bir şiirle tamamlayayım:

Aşk namazında ne okudun yıllardır
Yüce diyara gittin ve bu yaşlı muhafızlar
Senin ölünden hala çekiniyorlar

Küllerini
Seher rüzgarı
Nereye götürürse
Topraktan bir yiğit biter
 
Seyyid Alirıza Hüseyni Beheşti, 7 Tir 1388 (28 Haziran 2009)


12.Eyl.2009 

YORUMLAR (0)

Bu yazı için hiç yorum gönderilmemiş.
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar