09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 04:08
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
Taraf’ın NTV hakkındaki ithamı ya da Ergenekon’la ilişki iması! / Serdar Özmen
 
 

Taraf gazetesi ile NTV arasındaki tartışmayı izleyen detayları biliyor. Mesele özetle şu: Taraf gazetesi dün (22 Ekim 2009 Perşembe) şöyle bir haber yayınladı:

Cesedine dört günde ulaşılabilen BBP lideri Yazıcıoğlu’nun, helikopteri havalanır havalanmaz NTV santralinden 139 kez arandığı ortaya çıktı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Kahramanmaraş’ta öldüğü olayın kaza mı yoksa suikast mı olduğu günlerce tartışıldı. Taraf çok önemli yeni bilgilere ulaştı. Pilot ile İHA muhabirinin NTV santralinden toplam 150 kez arandığı biliniyordu. Aynı santralden Yazıcıoğlu, helikopterin havalanmasından kazaya kadar geçen sürede tam 139 kez, yanında bulunan BBP Sivas İl Başkanı ile yardımcısı da defalarca aranmış. Yazıcıoğlu’ndaki çağrıların hepsinin süresi sıfır saniye olarak gözüküyor. Helikopter düştükten sonra ise aramalar kesiliyor. Taraf’ın bilgisine başvurduğu telekomünikasyon sektöründe görevli iki mühendis, manyetik alan yaratılıp helikopterin düşürülmüş olabileceğini söyledi

(…) Taraf’ın ulaştığı telefon dökümlerine göre BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun telefonu, helikopter havalanır havalanmaz NTV’nin santralinden her beş saniyede bir aranmaya başlandı. Saat 14:36’dan itibaren başlayan aramalar kaza anına kadar sürüyor ve Yazıcıoğlu’nun telefonu tam 139 defa aranıyor. Kazadan sonra ise aynı santralden Yazıcıoğlu’nun telefonuna sadece iki arama var. Kaza sonrası saat 15:52’deki aramayı, 20:19’daki son arama takip ediyor. NTV santralinden kaza sonrası aranan bir başka isim olan BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ’ın telefonu da saat 15.00’de helikopter havadayken 33 saniye içerisinde tam dört kez aranıyor. Kazada hayatını kaybeden İHA muhabiri İsmail Güneş de aynı santral tarafından 113 kez aranmış. Saat 14:34’te başlayan aramalar, 18:58’de bitiyor. Aramalarda dikkati çeken ise, tıpkı Yazıcıoğlu’nun cep telefonunda olduğu gibi, helikopter havalanır havalanmaz 10 saniyede bir gerçekleşen aramaların kazanın ardından neredeyse kesilmesi. Kaza anına kadar 90 kez aranan Güneş, kazadan sonra NTV telefonundan yalnızca 23 kez aranıyor. Helikopter pilotu Kaya İstektepe’nin telefonu da NTV santralinden helikopterin havalanmasıyla birlikte 37 kez aranıyor. Saat 14:55’te başlayan aramalar 18:58’de bitiyor. Helikopterin düştüğü saate kadar İstektepe bazen dakikada üç, bazen de dört kez aranıyor. (Mehmet Baransu, Taraf gazetesi, 22 Ekim 2009 Perşembe)

İddia ilginç.

Yazıcıoğlu’nun helikopteri havadayken helikopterde bulunan kişilerin cep telefonları NTV’den defalarca arandığı anlaşılıyor ve Taraf gazetesi de bu yüzden oluşan manyetik alan nedeniyle helikopterin düştüğünü iddia ediyor.

Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır bu haberi Perşembe sabahı Yazıişleri programında değerlendirdi. Mirgün Cabas, helikopterdekileri arayanın kendisi olduğunu söyledi. Haberde olmayan şeyin akıl olduğunu belirterek Taraf’ın haberinde arama saatlerinin belirtilmediğini iddia etti.

Oysa haberde saatler açıkça yazılı.

NTV’nin Taraf gazetesine verdiği cevapta “İçinde İHA muhabirinin de bulunduğu helikopterin kaybolduğu bilgisi NTV Haber Merkezi'ne, olay henüz kamuoyuna yansımadan İHA Merkezi tarafından haber verilmiştir” dendi. NTV’ye göre “bu andan itibaren de helikopterin akıbetini öğrenebilmek için merhumlara ait cep telefonları, Haber Merkezi editör ve muhabirleri tarafından aranmaya başlandı”

Yazişleri programında Mirgün Cabas şunları söyledi: “O gün haber koordinatörü olarak görev yaptığım için uzun süre Muhsin Yazıcıoğlu'nu aradım. Belki 1 belki 2 saat telefonun başında ulaşmaya çalıştım çünkü ulaşsaydım haber kaynağı ile konuşacaktım ancak bizim aramalarımız İHA'dan gelen kaza haberi sonrasında oldu. Öncesinde aramadık.

Cabas, programda, “Taraf Gazetesi'ndeki haberde, kaçta aradığımıza dair bilgi yok, haberde olmayan unsur akıl” dedi.

Programa telefonla konuşan Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yasemin Çongar, haberi yapmadan önce NTV yöneticilerine ulaşmaya çalıştıklarını ama hiçkimsenin aramalarına cevap vermediğini söyledi. Çakır’ın neden yöneticileri değil de kendilerini aramadıkları sorusuna Çongar biraz can acıtan bir cevap verdi. Çongar, “Ruşen, bunu söylemek zorunda bırakıyorsun beni” dedikten sonra gazetenin yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın ve kendisinin NTV’nin üst düzey yöneticilerini aradıklarını, bir tanesiyle de konuştuklarını, bu görüşme ve aramalar üzerine yöneticilerin kendi çalışanlarıyla konuşacaklarını düşündüklerini belirtti. Çongar’ın bu cevabının Cabas ve Çakır’ın canını sıktığını tahmin etmek zor değil. Nitekim yayının sonunda Çakır, “Buradan anlıyoruz ki bundan sonra böyle bir şey olduğunda biz de mesela bir haber için Aydın Doğan’ı arayacağız”

Olayın detayları böyle. Ama asıl soru cevapsız yerinde duruyor. Taraf gazetesi NTV hakkında neden böyle bir yayın yaptı? Sırf ortada büyük bir haber olduğu için mi? Gerçekten de NTV’nin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesi ya da düşürülmesiyle doğrudan ilgili olduğunu mu düşünüyorlar acaba?

Ahmet Altan’ın bugünkü (23 Ekim Cuma) yazısında mesele yeniden ele alındı. Altan açıktan NTV’nin bu olaydaki sorumluluğunu dile getirdi.

Şimdi biraz toparlanalım.

Taraf’ın haberini yapan muhabir, askerin ihmali, kusuru, kabahati bahsinde epeyce sansasyonel haber üretmiş birisi. Kimilerine göre belli kaynaklardan bilgi alıp yapıyor haberleri. Zaten yüksek bilgi, belge, duyum, istihbarat gerektiren o haberleri başta türlü yapmanın da imkanı yok.

Bu elde bir.

İkincisi, Taraf gazetesi Türkiye’nin değişim geçirmesi için en keskin alanların zorlanması ve oralarda esnemelerin başarılması için en çetin meseleleri ele alıyor. “Eski Türkiye”yi sarsacak her türlü şeyi olabildiğince net ve radikal biçimde dile getiriyor. Genelkurmay tarafından psikolojik savaşın düşmanı ilan edildi bunun için.

Bu da elde iki.

Daha fazlasını da sıralayabiliriz. Ama şimdilik bu iki elde ile bakalım olaya ve Taraf’ın NTV’ye hamlesinin gerçek anlamı üzerine kafa yoralım.

Aslında Taraf’ın NTV’ye hamle yaptığı genellemesi yanlış. Daha doğrusu Yazıişleri programına hamle yaptığını söyleyelim. Çünkü bu programda Ruşen Çakır ve Mirgün Cabas alttan alta Türkiye’de yaşanan “değişim”i “dillerine doluyorlar”. Her ne kadar iktidar yanlısı ve o değişimden yana gazetecileri de çıkarıp konuşturuyorlarsa Yazıişleri’ne hakim renk “eski Türkiye”nin rengi.

Lafı dolandırmaya gerek yok. Taraf gazetesinin NTV’ye yönelik suçlamasında açıkça Ergenekon’un bu kanaldaki uzantılarının birtakım işlerde parmakları olduğu iması var. Bunu söylemek için de en çarpıcı olay seçilmiş: Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı ya da öldürülmesi. Yazıcıoğlu’nun tam da Ergenekon meselesinde bazı karanlıkları aydınlatacak açıklamalar yapmaya hazırlanırken öldürüldüğü fikrini problemin en uygun yerine koyuverin, bakın denklem ne hal alıyor!

Ya NTV’nin sahiplerine bir uyarı bu haber (içindeki Ergenekoncu unsurlar bakımından!), ya hükümete bazı mahfillerin bir uyarısı (NTV patronuyla olumlu ilişkisi hesaba katılarak!), ya da kamuoyuna yeniden yükselişe geçen NTV’ye kulak verirken temkinli olmaları ikazı. Ama her halükarda konu bizce Ergenekon meselesiyle ve bu örgütün uykuya geçtiği öne sürülen gizli kişi veya hücreleriyle bağlantılı. Ergenekon’un Türkiye’de bazı kesimler için ne anlam ifade ettiğini soranlara da mesela Çavuşesku rejiminin çökmesinden sonra Romanya’da yaşanan derin devlet uzantılarına yönelik avı iyi incelemelerini tavsiye ederiz. Yahut İslam devriminden sonra İran’da SAVAK elemanlarına yönelik takibi. Başka yerlerde de benzeri şeyler yaşanmıştır muhakkak. Bu bir tür nazi suçlusu takibi gibi bir şey.

Türkiye’de Ergenekon mensubu kişi veya hücrelerin son operasyonların ardından uykuya çekildikleri, gizlendikleri ve eğer tespit edilip kozalarından çıkarılmazlar ve etkisiz hale getirilmezlerse bütün yapılanların boşa gideceğine inanan yetkili yetkisiz epey insan var. Bu çevrele bu nedenle kimi zaman NTV olayında görüldüğü gibi doğrudan işaret ederek takibi sonuçlandırıyor, kimi zaman da kovanlardan çıkmaları için uykudaki unsurların bulunduğu yere rahatsız edici duman püskürtüyor.

Yaşanan ilgili ilgisiz olaylara ve tartışmalara bu gözle bakın. Çok hararetli ve şaşırtıcı bir savaşın sürmekte olduğunu göreceksiniz.

Mesele şu ki, bu savaştan kimin galip çıkacağı henüz belli değil!



23.Eki.2009 

YORUMLAR (2)

Serdar Özmen-25.Eki.2009
Ne yazdığımı okumanız lazım
Bu analizi yapmamızın nedenini yazıda söylemiştik: Olayın detayları böyle. Ama asıl soru cevapsız yerinde duruyor. Taraf gazetesi NTV hakkında neden böyle bir yayın yaptı?
Bu sorunun cevabını arayan bir yazı neden NTV'den özür dilemek zorunda olsun ki. Taraf'ın özür dilemesi normal çünkü itham eden onlar. Biz itham etmedik ki. Aksine Taraf'ın niyetini ve ima ettiği şeyi değerlendirdik. Durumu tasvir eden bir yazı bizimki. Bir düşünme modeli geliştirmeye çalışıyoruz. Zaten bunu yazıda da söyledik: Yaşanan ilgili ilgisiz olaylara ve tartışmalara bu gözle bakın. Çok hararetli ve şaşırtıcı bir savaşın sürmekte olduğunu göreceksiniz. Mesele şu ki, bu savaştan kimin galip çıkacağı henüz belli değil!
Bütün bunlara rağmen bizi ve yazımızı suçlamanız haksızlık.
Öyle değil mi?
mustafa özdemir-25.Eki.2009
Özür
Sayın Özmen
Geleneğimizde insanın yaptığı hataları
yüzüne vurmak yerine dolaylı uyarmak
vardır.Yorumunuzda bahsedilen GAZETE
adeti olmadığı halde yalan HABERİNDEN
dolayı özür diledi.
1-Bu durumda yalan haber üzerine
yaptığınız yoruma YALAN yorum mu
denir?
2-Mirgün Cabas ve Ruşen Çakırdan özür
dileyecekmisiniz?
3-Her olan kötü olayı ERGONOKON yaptı
diye TEKNİK beceriksizlikleri kamufle
eden İKTİDARA rağmen
ERGONOKON tutuklusu insanlar BERAAT
ettiğinde nasıl yorum yaparsınız?
4-İmza töreninde AHMET ÇALIĞI bekleyen
BAKAN HAKKINDA VE AHMET ÇALIK
BAŞBAKAN VE İKTİDAR HAKKINDA YORUM
YAPABİLİR MİSİNİZ?
5-Takdir ettiğim bir yazarsınız.
Birikiminizi ve kabiliyetinizi
birazcık yandaş MEDYANIN yanlışlarını
eleştirmekte kullanamazmısınız.?
6-Benim gibi LAİKLER arayış içindeler
bıktılar bu laik geçinen basındaki
yorumcuların yarattığı ÇÖLDEN.
ÇÖLDE BİZLERE BİR YUDUM SU VERMEKTEN
NEDEN KAÇARSINIZ?
Özür dilerim yüzünüze vurdum.Saygılar
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar
 
Son eklenen yazılar
  Cunta tam şu anda darbeye kalkışırsa sivil irade karşı koymaya hazır mı? / Serdar Özmen
  Taraf'ın NTV hakkındaki ithamını geçiştirmesini nasıl anlamalıyız? / Serdar Özmen
  Taraf’ın NTV hakkındaki ithamı ya da Ergenekon’la ilişki iması! / Serdar Özmen
  Doğan’ın dinle savaşına muhafazakarın rant savaşıyla mı karşılık verelim? / Serdar Özmen
  Ahmet Hakan’a nazire: Laik şehzadeye tekbirli uğurlama neyin kanıtı? / Serdar Özmen
  “Şamgen”: Suriye ile yeni dönem Türkiye’ye mi, Suriye’ye mi yarar? / Serdar Özmen
  Medyada ve siyasette küskünlük hareketi iş yapar mı? / Serdar Özmen
  “Kaptan köşkü”nün umre izlenimleri de, Bulaç’ın asr-ı saadet manifesti de bitti, peki şimdi ne oldu? / Serdar Özmen
  Özkök’ün iktidar yanlısı muhafazakar medyaya karşı derin hamlesi / Serdar Özmen
  Amatör tarihçinin Kürt alerjisi: Alparslan'ın Kürt destekçilerini istiskal cüreti! / Serdar Özmen
  Şehit ailelerinin üniter yapının korunmasını istemesi normal mi? / Serdar Özmen
  “İlahi kredi”: Piyasacı dindarlığın kârlı borsasında müjdeler! / Serdar Özmen
  Cahil talebenin cahil takipçilerinden küfür kıyamet tepkilere rağmen tedrise devam! / Serdar Özmen
  Afganistanlısı antipatik de bizim "Cübbeli" Taliban neden sevimli? / Serdar Özmen
  Dürüst liberalliğine tutkulu muhafazakarlara Taraf’ı iftiharla takdimimdir! / Serdar Özmen
  Tüm Yazılar