Bu kesinlikle tuhaf bir durum!
Taraf gazetesinin önceki gün NTV’ye yönelttiği ağır suçlamada bilgi hatası olduğunun ortaya çıkması üzerine sessiz sedasız özür dileyerek durumu geçiştirmesi normal bir gelişme değil. Nitekim suçlanan tarafı temsilen, NTV’de yayınlanan Yazişleri programının yapımcı ve sunucularından Ruşen Çakır, Taraf gazetesi yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın NTV’den özür dileyen bir yazı yazmasını yeterli bulmadı ve özürü kabul etmedi.
Ahmet Altan’ın aynı yazı içinde hem NTV’den özür dileyip, yazının ikinci bölümünde ise Genelkurmay’ın inkarına rağmen “AKP ve Gülen’i bitirme planı” adı verilen operasyon belgesindeki imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunun kanıtlanması karşısında Genelkurmay’ın ne duruma düştüğünü birlikte değerlendirmesi ise hayli manidar.
Oysa ne alaka var değil mi?
NTV hakkında manşetten yayınlanan haberde geçen, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düş(ürül)mesine, NTV’den yapılan 300 civarındaki telefon aramasının neden olmuş olabileceği iddiası ve ithamı, savcılığın elindeki belgelerde yanlış saat bilgisine dayanıyormuş meğer. O bilgilerin hatalı olduğu anlaşıldığı an Taraf’ın haberi de çöpe gitmiş oldu.
Ama bir dakika!
Çöpe giden haber, filan sayfada bilgi verme kabilinden yayınlanmış küçük bir haber değildi. Manşetten yayınlanmıştı ve epeyce büyük imalarla yüklüydü. Biz bu imayı, Taraf gazetesinin NTV’ye Ergenekon’la irtibat suçlaması yönelttiği şeklinde analiz etmiştik.
Taraf gazetesinin, NTV hakkındaki haberinin (suçlamasının!) yanlış çıkması karşısında sessizce kenara çekilmesi analizimizin doğruluğunu teyit ediyor. Eğer maksat sadece haber yapmak olsaydı böyle büyük bir hata karşısında aynı büyüklükte bir özürle hatalarını itiraf ederdi gazete. Oysa öyle yapmadı. Yayın yönetmeninin köşesinde, özür dileyen bir metnin hemen devamında Genelkurmay’ın Dursun Çiçek belgesi hakkında yalan söylediğini duyurarak özür diledi.
Adeta “NTV’nizi kurtarmış olabilirsiniz, ama Çiçek belgesinden kendinizi kurtaramayacaksınız” dercesine!
Biz bu olayla ilgili olarak başından beri NTV’nin iddia edildiği gibi davranıp davranmadığı ile değil Taraf’ın NTV’ye manşetten yönelttiği itham ve ima ile ilgili olduk. Zaten analize konu edilecek mesele de bu olsa gerek. Şimdi karşımıza çıkan sonuç ise analizimizi artık buradan itibaren daha rahat izleyecek bir düşünce çerçevesi sağlamış oluyor.
NTV’yi tek başına bir televizyon kanalı olarak da, Doğuş Grubu olarak da konumlandırabiliriz bu analizde. Eğer konuya Doğuş Grubu açısından bakılacaksa Doğan Grubu’nun kendi içindeki bazı unsurları tasfiye ederek yoluna devam etmesi gerektiği yorumlarının aynen NTV için de geçerli olduğunu düşünebiliriz. Dolayısıyla Taraf gazetesinin haberinin ilk deneme olduğunu bir kenara not etmemiz lazım.
Ergenekon ekseninde yaşanan karşılaşmaların nasıl da çetrefilleştiğini Taraf-NTV çelişkisinden daha iyi hiçbir örnek gösteremez belki de.
Bir tarafta Altanlar, öte tarafta da içinde Ruşen Çakır’ın da yeraldığı NTV’deki eski radikal, şimdiki liberal solcular. Altanlar, liberal solculuğun şeyhi Murat Belge ve çevresiyle yakın ilişki içindeler. NTV’deki solcular da öyle. Liberal solcular bile kendi içlerinde bu denli sert biçimde karşı karşıya gelebiliyorlarsa diğer gerilimin dozunu varın siz hesap edin.
26.Eki.2009