09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 03:54
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
Sivil siyaset TSK ile ipleri kopartırken Saadet Partisi ne diyor? / Ayhan Birlik
 
 

Genelkurmay Başkanlığı’nın Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nda görevli Albay Dursun Çiçek’in imzasıyla yayınlanan “irtica ile mücadele eylem planı”nın gerçek olduğu ispatlandı. Daha önce fotokopisi ortaya çıkan belgenin bu kez ıslak imzalı aslı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir ihbar mektubu eşliğinde iletildi. İhbar mektubunda belgenin aslının yanısıra, “irtica ile mücadele eylem planı”nın hazırlanması ve belgenin fotokopisinin medyada yer almasının ardından Genelkurmay Karargahı’nda yaşanan panik de ayrıntısıyla anlatılıyor.

Sözkonusu gelişme, TSK’nin Genelkurmay Başkanı Başbuğ da dahil üst düzey komuta kademesinin AK Parti hükümetine karşı darbe yapmayı planladığını kanıtlıyor. Bunun yanısıra Gülen Hareketi’nin gözden düşürülmesi ve suçlu gösterilmesi için bazı mizansenler planlandığı da anlaşılıyor. Bütün bu işler için kullanılacak mecraların başında ise medya geliyor.

Yani bir tür, 28 Şubat müdahalesinin yenisinin hayata geçirilmeye çalışıldığı ama planın ortaya çıkmasıyla bu niyetin akamete uğradığı anlaşılıyor.

Türkiye’yi dehşete düşüren bu gelişmeye hükümet kanadından sert tepkiler geliyor. 2004’te planlandığı anlaşılan darbe girişimlerinin Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkarılmasının ardından bu kez 2007’de planlandığı anlaşılan bu darbe planı muhtemelen bu kez hükümetten ve yargıdan çok daha sert tepki görecek gibi gözüküyor.

Bu olay belki de sivil siyasetin TSK ile ipleri kopartmasına kadar varabilecektir. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “kağıt parçası” olarak nitelediği bir belgenin gerçek çıkması derin bir güven bunalımına yolaçmıştır. Hükümet, kendisine bağlı ordunun arkadan işler çevirdiğine suçüstü yapmıştır. Başbuğ ise bu gelişmeler karşısında şimdilik suskundur. Başında bulunduğu orduyu “milli ordu” şeklinde tavsif eden komutanın darbeci mi olduğu sorusu sorulmaktadır. Kendisinin darbecilerle işbirliği içinde olup olmadığı bilinmiyor. Ama öyle olmasa bile başında bulunduğu ordunun kendisinden habersiz meşru hükümete karşı darbe girişimi gibi ağır bir suç işlemesi karşısında kendisinin de işin içinde olmasından daha az vahim değildir.

AK Parti hükümetine destek veren İslami kesimler, muhafazakar çevreler, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin çoğu ordunun yeni bir darbe planlamasına tepki gösteriyor. Burada çok önemli bir detayla karşı karşıyayız.

AK Parti’nin TSK ile ilişkilerinde belli bir mesafe olduğunu biliyoruz. Ama bununla da kalmayıp 2007 seçimlerinde görüldüğü gibi, TSK ile karşı karşıya gelen iktidar partisinin alttan almayıp ordunun komuta kademesini suçlayan beyanları da hafızalardadır. İktidar partisi, TSK’nın siyasete müdahalesine karşı direndikten hemen sonraki genel seçimlerde hiç beklenmedik yüksek oranda oy alarak tek başına iktidarını sürdürmüştür. AK Parti’yi içinden çıktığı Milli Görüş geleneğinden ayıran en önemli özelliğin de bu olduğu söylenebilir.

AK Parti, Milli Görüş geleneğinden farklı olarak, militer siyasete sıcak değildir. Ordunun kutsanmasına varacak değerlendirmelerle orduyu eksene oturtan bir dünya görüşü AK Parti’de benimsenmemektedir. Buna karşılık Milli Görüş’ün kurucuları ve politikacıları orduyu eksene oturtan siyasi anlayışın hararetle savunucuları oldular hep.

“İrtica ile mücadele eylem planı” ile ilgili olarak en kritik gelişme aslında Erbakan’ın konuyla ilgili ne diyeceği üzerine gelişecektir. Hatırlandığı gibi, Mart 2009’daki yerel seçimlere bir gün kala Zaman gazetesine verdiği demeçte Erbakan, Ergenekon’un ne olduğunu bilmediğini söylemiş ve açıkça ulusalcı bir tavır takınmıştı. Bu tutumun Saadet Partisi’ne epey oy kaybettirdiğini düşünen bazı yorumcular, yüzde 8 oy almasını bekledikleri Saadet’in bu ve benzeri çıkışlar nedeniye yüzde 5’te kaldığını belirttiler. Erbakan, daha önce de 2007 seçimlerine giderken AK Partililer için “Bizansın çocukları” demiş ve yine büyük tepki toplamıştı.

TSK’nin darbe girişimleri nedeniyle ağır bir dille eleştirdiği şu günlerde Saadet Partisi’nin Genel İdare Kurulu Üyesi Arif Ersoy, TSK’yi savunan ve darbe girişimlerini küçümseyen açıklamalar yaptı. Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, darbe soruşturmasının sonuna kadar gidilmesi gerektiğini söylerken bakın Ersoy ne diyor:

“Bizim ordumuz milli bir ordudur. İçindeki bir grubun yanlış davranışları nedeniyle ordunun tümünü suçlamamak gerekir. Milli ordumuz emperyalist emellere hizmet etmez. Ordu içindeki bir hizipten bahsetmemiz gerekir. Bizim ordumuz milli bir ordudur, paralı asker değildir. Tarihimiz boyunca ordu, bir bütün olarak, ordu olarak, milli değerlere bağlı kalmıştır. Ama komuta zinciri içinde birkaç kişi Batı ile entegre olmuş olabilirler. Bilerek veya gaflet içinde Batının amaçlarına hizmet etmiş olabilirler. Onun için konuşurken o kişilere maletmemiz lazım. Dolayısıyla ordu milli görüşe karşı olamaz. Milli görüşe karşı bir ordu, kendi varlık nedenini ortadan kaldırır.” (Ajans 5)

Saadet Partisi’ne yakın bir internet sitesinde yayınlanan Ersoy’un sözlerine gelen tepkiler ilginçtir. Bunlardan bir iki örnek vermek gerekirse:

“Erbakan Hoca orduya laf söylemiyor olabilir. Fakat artık söyleme vaktidir. TSK'nın içindeki darbeci zihniyetlere ses çıkarmayarak onların karşısında korkuyormuş gibi davranma anlamına gelir onlara güç katar. 28 şubatı gördük. Erbakan Hoca'ya hakaret eden albaya o dönemde haddi bildirilseydi çok şeyler değişebilirdi. Tabi konjöktür buna müsait değildi. Şu anda ise Ergenekoncu ulusalcı İslam düşmanı taife tasfiye ediliyor birileri tarafından bu müslümanlar olarak lehimize mi aleyhimize mi bence lehimize.”

“Ordu kosundada sıkıntı var bence. Bugün ordumuz nasıl millidir. Ben körüm öylemi. Ordu milli felan değildir. Hatta ordu karşı görüşün kale koruyucusudur. Yalan diyen varsa söylesin. Sıkıntı güven zedeleyici konuşmalar. Artık normali söyleme vakti.”

“Hoca orduyu eleştiremez. Korktuğu ya da onlarla aynı düşünceyi paylaştığı için zaten 28 şubatın gerçekleşmesinin ana amillerinden birisi ordu. Refah-yolun kuyusunu kazığı halde bile bile orduya methiyeler düzmesi ve durumları çok iyi olduğu halde onlara normal devlet memurlarına verdiği artıştan fazla zam yapması değil mi.”

Arif Ersoy’un romantik bir ordu tanımı yapıp onu adeta kutsaması ve darbeleri birkaç kişinin işi gibi göstermesi öyle görünüyor ki Saadet Partisi taraftarları arasında bile ikna edici bulunmuyor. Saadet Partililer, ordunun siyasete müdahalesini makul gören her türlü yaklaşıma tepki gösteriyorlar.

Sadece Saadet Partililer değil, aslında bu partinin genel başkanı da ordunun siyasete müdahalesine yol açacak olumlu anlayışları reddediyor. Son gelişmeler üzerine yaptığı açıklamalarda Kurtulmuş şöyle diyor:

“Milletimiz elbette kendi güvenliğini sağlayacak, güçlü bir ordunun olması gerektiğine inanmaktadır .Ama aynı zamanda TSK’nın siyasete müdahalesini asla tasvip etmemektedir. (…) Elbette Türkiye'de güçlü, caydırıcı, vatan savunmasını yapan ama asla ve asla iç politikaya karışmayan bir TSK'ya ihtiyaç vardır.”

Saadet Partisi’nde militarist siyaset konusunda iki başlı bir durum olduğu açıkça görülüyor. Zaten Erbakan’ın orduya bakışı ile partinin genel başkanı Kurtulmuş’un bakışındaki köklü ayrılık tabloyu yeterince açıklıkla ortaya koyuyor. Erbakan, Milliyet gazetesine verdiği söyleşide ordu anlayışını şöyle açıklamıştı:

“Siz 28 Şubat'ı planlayanların medyaya ve işadamlarına bir şekilde tesir ettiklerini açık açık söylüyorsunuz, ama, asıl 28 Şubat'ı yapan asker, onları hiç sorumlu tutmuyor musunuz?

Şimdi ben işin o tarafına gitmiyorum.

Neden gitmiyorsunuz?

Gitmiyorum, çünkü, ben biliyorum ki bizim ordumuz Türkiye'nin Milli Görüş'e en bağlı, en sağlam kuruluşudur. Çeşitli etkilemeler olmuştur ve bugüne kadar da birtakım olaylar meydana gelmiştir. Fakat, bu işin aslını değiştirmez. O nedenle bu kabil münferit şeylerden yanlış düşünceler çıkmasını istemediğim için gitmiyorum.

Yani 28 Şubat örneğinden yola çıkarak tüm ordunun zan altında kalmasını mı istemiyorsunuz?

Evet tabii. Ordumuz, bütün tahribatlara rağmen Milli Görüş'ümüz açısından en sağlam kuruluşumuz.

Belki de sanıldığı kadar yekpare değil?

Hayır, onu kabul etmem mümkün değil. Ordumuz 600 bin kişilik bir topluluktur ve tam bir Milli Görüş topluluğudur. Biz ordumuza toz kondurtmayız.

Madem Milli Görüş'lüler o zaman Milli Görüş'e niçin darbe yaptılar?

Şimdi, tabii, burada bu suallerin cevaplarını şu anda verecek değilim, o belgelerde her şey anlaşılıyor. Sadece yaşadıklarımızı gördünüz ve ben gerçeği ifade ediyorum. Bu çalışmaların aslında laiklikle maiklikle ilgisi yoktur. Bunu anlatıyorum size.

Kızmanızı göze alarak bir şey sormak gerekiyor, çünkü, şu her iki şık da konuşuluyor. Bir: Erbakan askerlere bir söz söylemiyor, çünkü, çok ciddi bir devlet adamı kimliği vardır ve kamuoyu önünde kurumları yıpratmaz. İki: Erbakan hapse girmek istemediği için daha fazla konuşmuyor?

Hiç alakası yok. Birincisi doğru ve ayrıca da asıl doğru olan benim söylediğimdir: Ordumuzun Milli Görüş'e sahip olduğunu biz kesinlikle biliyoruz. Sizin hiçbirinizin haberi yok. Ben 1960 yılında, ihtilalin arkasından Gümüş Fabrikası'nı kurduğum zaman askerler bana geldi ve "Ne istiyorsun?" diye sordular. "Para mı, döviz mi, ne?"

Ben, "200 generale konferans vermek istiyorum" dedim. Şaşırdılar. Çünkü, ben eğer ABD bize ambargo uygularsa, hiç değilse kendi pistonumuzu kendimiz yapalım istiyordum. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı'nın altındaki sinema salonunda 200 general toplandı. Onlara bir saatlik film hazırladım. Filmin iyi gözükmesi için elektrikler söndürülmüştü. Konferansım bittiği zaman elektrikleri açtılar ve bir de baktım ki salondaki 200 generalin 200'ü de ağlıyor. (Bunları söylerken Erbakan'ın gözleri yaşarıyor) Niçin? Çünkü, söylenenlerden öyle etkilendiler ki... Hepsi Milli Görüşçü olduğu için... Bir tane istisnasız... Bunu gözümle yaşadım... Her biri bu kadar temiz insanlar...

O yüzden de askerle zıtlaşmıyorsunuz?

Niçin zıtlaşayım. Ben 200 generalin ağladığını gördüm. Bugün de 200 generali getirin, ben yine ağlayacaklarını ve boynuma sarılacaklarını biliyorum. Zaten, hepsi de Milli Görüş'ten başka çare olmadığını idrak etmeye başladı. Bunu bize gelen çok kıymetli emekli askeri zevat açıkça söylüyor.

Kimilerine göre Erbakan, 12 Mart (1971) darbecilerinin daveti üzerine İsviçre’den dönüp parti kurduğu günlerden başlayarak hiçbir zaman ordunun karşı çıkacağı bir siyasi çizgi izlemedi. Partisini daima ordunun takip ettiği politikaların çerçevesinde tutmaya özen gösterdi. Devlet politikası adı verilen sınırlamaların dışına çıkmadı, bu sınırların tartışmaya açılmasına ne partisi içinde, ne de iktidarı dönemide müsaade etmedi.

Buna karşılık Saadet Partisi’nin yeni genel başkanı Kurtulmuş, demokratikleşme konusunda ısrarlı bir siyasi çizgi ortaya koyuyor. Ordunun siyasetin dışına çıkarılmasını istiyor ve bunun sivil bir anayasa ile güvence altına alınmasını gerekli görüyor.

“İrtica ile mücadele eylem planı” etrafında başlayan tartışmalarda Kurtulmuş’un demokrat çıkışlarına rağmen Erbakan’ın her an çıkıp ordu yanlısı bir beyanat vereceğine kesin gözüyle bakanlar var. Bu önemli, çünkü AK Parti iktidarından boşalacak yere Saadet Partisi’ni aday gösterenler partinin demokratikleşme bahsindeki performansını takibe almış durumdalar. Kurtulmuş ne derse desin, Erbakan’ın yaptığı bir açıklamanın Saadet Partisi’ne etkisi de iki seçimdir gözleniyor. Dolayısıyla Erbakan’ın bugünlerde çıkıp “İrtica ile mücadele eylem planı”nın belgesi aleyhinde konuşması Saadet Partisi’nin halen düştüğü yüzde 3 civarındaki oyunu da kaybetmesine neden olabilir. Kimbilir birilerinin dediği gibi Erbakan bu olumsuz tavrı AK Parti lehine bilerek ortaya koyuyor da olabilir. Saadet Partisi’ni umut olmaktan çıkartan beyanatları doğrudan AK Parti’ye yarıyor çünkü. Hele geçtiğimiz hafta katıldığı toplantılarda Milli Görüş’ün iktidarda olduğunu söylediğine tanık olduktan sonra Saadet Partisi’nin alternatif olmasına gerek kalmadığını da düşünmek mümkündür.

O zaman sormamız gereken soru şudur: Kurtulmuş neyin mücadelesini veriyor?



28.Eki.2009 

YORUMLAR (3)

ethem-8.Kasi.2009

ayhan bey'in söylediklerinde doğruluk payı var.ancak tuğ genaralin bile başbakana cevap verdiği bir ortamda bu hükümetin ordu karşısında ezilmediğine kitleler inanıyorsa diyecek bir şeyim yok.erbakana hakaret eden tsk mensubu demirel zamanında görevden alınamadı ancak gül'ün cumhurbaşkanı olduğu dönemde albay çiçek görevine devam ederken münferit bir kaç hadiseyi meselenin merkezine oturtmak çok yersiz.şayet eski söylemler raflardan indirilecekse başbakanında bir kitap oluşturacak kadar pek çok tutarsız söylemi var.muktedirlere olması gereken eleştiriler sanırım rotasını şaşırmış.benim bu yazıdan çıkarcağım en öenemli sonuç bu sanırım.ayrıca arif ersoy'un söylediklerinden cımbızla çıkartılan pasajlar bütünü anlamamız konusunda bize mesaj vermemektedir.sanırım siz anlamak istediğiniz gibi durum tespiti yaptınız.ancak gerçek bundan farklı.
savaş sarı-6.Kasi.2009
uyarı
sayın yazar yazdığınız kesin bilgiler değil kanıları kesinmiş havası veriyorsunuz Zaman gazetesinde Erbakan hocamın mulakatı değiştirilerek yayınlandı bu gazetedeki mulakatı göstermeniz tutarlı olmaz çünkü 12 Eylülü destekleyen dergilerinde Evreni cennete sokan Müslümanları zulüm eden 28 şubatcılara ödül veren zamancıların bilgisi kanıt olamaz
Selahattin Üsküp-5.Kasi.2009
Ön Yargı

Sayın Yazar
Milli Görüş hareketine antipati besleyebilirsiniz.Ama yukarıda Arif Ersoy'un ordu ile ilgili beyanatlarına benzer ifadeleri daha dolaylı şekilde Başbakan Tayyip Erdoğan da çeşitli açıklamalarında ifade etmiştir.Arif Ersoy da ordunun içerisinde batı ile entegre olmuş grupların olabileceğinden bahsetmiştir.Siz herhangi bir AKP yöneticisinin orduyu Ergenokon sebebiyle tümden suçladığını, kötülediğini gördünüz mü? Saadet Partisinin siyasi söylemi bellidir. Siz gündemde herkesin tekrarladığı şeyleri Erbakan'ın da söylemesini istiyorsunuz. Erbakan da Türk siyasi hayatında hiç bir zaman gündeme takılan adam olmadı. Doğru bildikleri uğurunda mücadelesini verdi.Erbakan milli bir kimliğe sahip adamdır. İkincisi Saadet partisi geçen seçimde oylarını artırmış bir partidir. Siz zekilik yapıp Saadet Partisinin çıtasını yükseltip bunun altında alınan oylardan dolayı kendinizce eleştiriyorsunuz. Bu gün açıklanan anketler oyunun daha da yükseldiğini gösteriyor.

Teşekkürler
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar
 
Son eklenen yazılar
  Sivil siyaset TSK ile ipleri kopartırken Saadet Partisi ne diyor? / Ayhan Birlik
  Milli ordu meselesi: Başbuğ, şahın ordusu ile TSK arasındaki farka hazır mı? / Ayhan Birlik
  Gönüllü birliktelik için destek mi, İsrail’e vilayet olmamak için direniş mi? / Ayhan Birlik
  Başbuğ’dan demokrasiye balans ayarı: TSK’nın tarafı neresi olmalı? / Ayhan Birlik
  TSK ve Yargı’nın baskın olduğu siyasi rejim nasıl sadeleştirilebilir? / Ayhan Birlik
  Siyaseten çatışmanın ardındaki ilginç ekonomik çatışma ve oyuncuları / Ayhan Birlik
  İlker Başbuğ’un ağlama duvarı resimlerini Ergenekon yayınlattıysa!... / Ayhan Birlik
  BOP’çu Bryza ve sâbık eşbaşkan Erdoğan’ın sözleri NABUCCO’yu anlatıyor! / Ayhan Birlik
  Bir raporun yarattığı akıl dışı heyecan: Irak Kürdistanı’nın gerçek amacı ne? / Ayhan Birlik
  Askeri vesayete örtülü desteğin kodu: Savaşta dik duracak gücümüz olmalı! / Ayhan Birlik
  Kökten muhafazakarlar vazgeçmenin eşiğinde: Sivilleşmenin müebbet akıbeti / Ayhan Birlik
  Tüm Yazılar