09 EYLÜL 2010
İSTANBUL, 11:15
 
ANASAYFA
DÜŞÜNCE
DİN
DIŞPOLİTİKA
SİYASET
TOPLUM
KÜLTÜR

İLETİŞİM
YAZARLAR
İnternet Sitenizi Kullanırken Özgür Müsünüz?
İşrakî Erdoğan’ın liderliğinde Meşşaî dışpolitika mimarisi / Kenan Çamurcu
 
 

“Batı’ya doğru yürüyüş” lanetinin türlü tesirlerinden biraz olsun sıyrılmak için AK Parti iktidarının olgunluk döneminde (2007- ) Doğu’ya doğru kımıldanmasının Lozan’a yaptığı varsayılan zımnî göndermeye iki tepki var.

Tepkinin ülke içinde yükselenini, toplumun kültürel hüviyete sâdık ağırlıklı sosyolojisini yabancılara şikayet, buna karşılık dışarıdan gelenini bu sosyolojiyi tehdit olarak tercüme etmek kolay da, bu yöndeki öfke patlamalarının İsrail’le ilişkilerin baştaki seviyeye dönmesine denk getirilmesi ilginç çağrışımları tahrik ediyor.

Bu çağrışımların arasında, Batı başkentlerinin, Batılı modern değerlerin Merkez’deki tek temsilcisi olarak İsrail’i gördüğünü ikaz eden güçlü vurgulara dikkat etmeliyiz mesela. Demek ki Arap olmayan Türkiye’nin Arap denizinde Batılı değerlerin en önemli temsilcisi sıfatıyla payelendirildiği heryerde, Türkiye’nin aslı yerine zamiri mevzubahis ediliyormuş bugüne kadar.

Zaten AB üyeliği vesilesiyle Avrupalıların her defasında anlatmak istedikleri de Türkiye’nin bi’z-zât değil, bi’l-araz Batılı olduğu değil mi?

İsrail ise zâtı itibariyle Batılı kabul edildiğinden (nitekim Filistin’de mukim Şarklı Yahudilere değil, göçettirilen Garplı Yahudilere kurdurulmadı mı İsrail?) kendi iradesiyle Batılılaşmak isteyen veya bunu istemese de ürkütücü kalibreli niyetin hedefi olmayı arzu etmeyen bölgedeki her devlet, İsrail’le uyum içinde davrandığı takdirde Batılı değerlere savaş açmamış sayılıyor.

Türkiye de, 1948’de Filistin’in müsadere/istimlak edilmesi kararı oylanırken BM’deki emrivakiye uymak zorunda kaldığında esas itibariyle bu saikle hareket etmişti. Daha iyimser bir yorumla, Ankara, Kore savaşına neden katıldıysa aynı gerekçeyle “büyük felaket”in resmiyet kazanmasına direnmedi. Yoksa dışpolitika aklı, o günlerde henüz Filistinlilerin elinde olan Doğu Kudüs’te Cumhurbaşkanı Bayar’ın dilinden “Türkiye’nin sınırları buradan başlar” diyecek kadar tarihin ve kendisinin farkındaydı.

“Büyük felaket”in hızla yaklaştığı koşullarda, Siyonist metastas protesto edilirken “istiklal harbi kahramanı Atatürk”ün posterleri taşınarak sergilenen meydan okuma ile, Ocak 2009’da Gazze’ye düzenlenen son büyük saldırının acılarını dindirmek için “Davos fatihi Erdoğan”ın posterleri taşınarak sükûnet bulunması arasında ilişki kuran her karşılaştırma Türk hariciyesinin belleğindeki bu derin izlere rastlayacaktır.

O nedenle Erdoğan’ın İşrakî meşrebinin tecellisi olan ünlü Davos olayı, aslında Meşşaî dışpolitika mimarisinin birikim ve açılımına yaslandığı için beklenenden kuvvetli tesirler meydana getirebildi. Yine aynı nedenle, Türkiye-İsrail ilişkilerinde 1991-97 parantezinde yaşanan sapmayı diplomatik tarihin tamamı sananlar ya da öyle sanılması için gayret gösteren mahfiller, İşrakî Erdoğan’ın “minute”unu şathiyyat heybesine atarak izleri silmeye gayret ettilerse de Meşşaî dışpolitika aklı ve mimarisinin İşrakî liderlik altında bugün itibariyle güzergâh çeşitliliğine varmış olmasını engelleyemediler.

Bu yeni durumun bölgesel ve küresel sahici temelleri bulunduğunu İşrakî meşrebin liderlik ettiği Meşşaî dışpolitika mimarisine gelen istekli içbükey ve dışbükey teyitten çıkarıyoruz. Dolayısıyla “one minute” metaforizmasının bütün zamanlar için kayıt düştüğü derin anlamı küçümsememek gerekir.

Zira ne İsrail’e karşılık Pakistan’ın verildiği 1948 “berdel”inin, ne de sonraki uzlaşma, anlaşma, mutabakat ve tanı(ş)ma süreçlerinin Müslüman milletlerin zihninden “büyük felaket”i kazımaya güç yetiremeyeceğini, İşrakî Erdoğan’ın zamanı durdurduğu “minute” boyunca İslam coğrafyasının her zerresinde dalgalanan coşku ve heyecandan anladık.

Öyle görünüyor ki dostane-hasmane manialara rağmen azimle yola devam edilmesi sayesinde “yeni Türkiye”nin bölgesel etkinliğine alan açılmasını temin eden gelişmeler hız kazandı. Türkiye-Suriye, Türkiye-İran ve Türkiye-Irak adacıklarının ayrı ayrı ve bu adacıkların tümünün birlikte dokuduğu alternatif Ortadoğu, bölgemizin gerçekten Merkez olarak inşa sürecine girmesini sağlamıştır. Bölgenin yabancısı güçler (Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya) ve ellerinde bu yabancıların menfaat ve emellerine bağlanmaktan başka sepetleri bulunmayan unsurlar (Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün) İşrakî liderliğin Meşşaî dışpolitikası karşısında oyundan mola almış gözüküyorlar.

Artık bu meyanda Türkiye’nin yakın geçmişte de hegemonik modernizmle veya “medeniyetler çatışması” doktriniyle temas halinde yol almaya çalıştığını hatırlatıp geriye doğru muhafazakâr pragmatizme eleştiri yöneltmenin güncel manası kalmamıştır.
 
Özgün Duruş gazetesi, 6 Kasım 2009
 
Kenan Çamurcu'nun bütün yazıları için:
 
 


5.Kasi.2009 

YORUMLAR (0)

Bu yazı için hiç yorum gönderilmemiş.
Araçlar
Mail Gönder
Arkadaşıma Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Yaz
Tüm Yorumlar
 
Son eklenen yazılar
  İşrakî Erdoğan’ın liderliğinde Meşşaî dışpolitika mimarisi / Kenan Çamurcu
  Fiziksel varlığı korumak için kültürel hüviyeti terketme zorunluluğu miadını doldururken / Kenan Çamurcu
  Dışpolitikanın entelektüel ilhamında yol ayrımı (II) / Kenan Çamurcu
  Türkiye-İran: Hegemonik şemsiye değil, stratejik ittifak çatısı / Kenan Çamurcu
  “Milli Birlik Projesi” ve kavram dünyamızdaki tartışmasız kabüller / Kenan Çamurcu
  Dışpolitikanın entelektüel ilhamında yol ayrımı (I) / Kenan Çamurcu
  “Sıradan insan”ı eksen alan siyasetlerin rekabeti hayır getirir mi? / Kenan Çamurcu
  PKK aşiretinin isyancıları gurbetten dönüyor: Tartışmayı nasıl yapmalı? / Kenan Çamurcu
  “Doların ölümü" âkil Amerika’nın perestroyka cesareti için fırsat mı? / Kenan Çamurcu
  “Filozoflar başa geçmez ya da baştakiler felsefe yapmazsa” / Kenan Çamurcu
  Gülen Hareketi’nin ‘esfâr-ı selâse’si / Kenan Çamurcu
  CHP’nin iktidarla tek işbirliği halkın katılımını önlemede! / Kenan Çamurcu
  “Demokratik açılım”ın kimlik karmaşası / Kenan Çamurcu
  İnsanlık haysiyetine aykırı bir mesele olarak elindekiyle idare etmek / Kenan Çamurcu
  Şii hilalini tamamlayacak Sünni jeopolitikanın siyasi menbaı olarak Şam / Kenan Çamurcu
  Tüm Yazılar